Ekm 22, 2019, 01:59 öö

Son İletiler

Sayfa1 2 3
1
İnşaat Mühendisliği / AÇIK YÜZLÜ KIYI RIHTIMLARININ ...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Nis 12, 2017, 03:40 ös
AÇIK YÜZLÜ KIYI RIHTIMLARININ ,KAZIKLI TASARIMI
(SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN ETKİNLİK SEMİNERLERİNE AİT NOTLARDIR.)

KIYI KANUNU;
Anayasadaki hüküm doğrultusunda 1990 tarihinde 3621 sayılı Kıyı Kanunu çıkarılmış,1992 tarihinde değişikliğe uğrayarak yürürlüğe girmiştir.
Bu alanlarda kıyının korunmasına, kamu yararına ve kullanım özelliği dolayısıyla kıyıda bulunması gereken iskele, liman, rıhtım, barınak, yanaşma yeri, dalga kıran, çekek yeri, kayıkhane, tersane, gemi sö-küm yeri, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri gibi yapılar, kıyı kenarında kullanılmak üzere  yapılabilir.


KEŞİF;
Tasarımı yapmadan önce  tasarımını yapacağımız kıyı rıhtımının coğrafyasını gözlemlemeliyiz. Bu gözlem hem kıyıdan hem denizden olmalıdır.Çünkü en iyi bilim gözlemdir.

Özelikle varsa kıyı balıkçıları ile iletişim içinde olmalıyız.Tasarım,yapacağımız  coğrafyayla ilgili balıkçıların sağlıklı bilgi aktarımı bizlere  mutlaka olacaktır.Bunlardan istifade etmeliyiz..


RIHTIM ÇEŞİTLERİ;

Rıhtım kıyıya paralelel olandır.İskele ise denizden kıyıya dik yanaşmadır.Biz Rıhtım yapıları üzerinde duracağız.
Rıhtım çeşitleri;
   
a.)Yükleme Rıhtımı(Kuru,sıvı ve konteynır)
 Kıyı rıhtımının  basen derinliği belirlenirken ,şu parametreler de     dikkate alınmalıdır;

    a.1.Rıhtıma yanaşacak en büyük geminin tam yüklü ağırlığı,
    a.2.Rıhtım kumlanma ve  deniz alt malzemelerinin sürüklenme potansiyeli
    a.3.Rıhtıma vuracak olan dalgaların  maksimum çalkantı değerleri

b.)Yaya yolu Rıhtımı,

c.)Taşıt yolu Rıhtımı,

d.)Ro-Ro Rıhtımı,

e.)Çok amaçlı Rıhtımlar,


DENİZ ÖLÇÜMLERİ

Tasarımdan önce denizde batımetrik ölçümleri yapılması için iskandinal yada eko-sunder çalışmaları istemeliyiz. Dalgalı denizde iskandinal ölçüm yapmaktan kaçınmalıyız. Çünkü hata payı yüksek olacaktır. İkinci adım ise sondaj çalışması yapmalıyız .Yapının inşa edildiği alanda,yapılan imar planına esas olarak jeolojik ve jeoteknik etüt raporu hazırlanmalıdır.Bu çalışmalar bittikten sonra deniz altı zemini ve deniz derinliklerini  (hali hazır harita) öğrenmiş olacağız.








AÇIK YANAŞMA RIHTIM YAPILARI;
Açık yanaşma  rıhtım yapıların da , rıhtım platformunun deniz tarafından dolgu alanının en üst noktasına kadar uzatılması gerekmektedir.Kazıklı açık yüzlü rıhtımlar çelik ,beton veya ahşap kazıklardan inşa edilmektedir.Kazıklı açık tip rıhtımlar oldukça esnek (narin )yapılardır.

Kıyı platform rıhtımının tasarımı  yapılırken; gemilerin tipi ,dalga yüksekliği ,deniz tabanının düzensizliklere karşı emniyet payı dikkate alınarak yapılmalıdır. Ayrıca tasarım yapılırken , yüklü gemilerin su çekimine göre de  belirlenmelidir. Platformun en üst noktası ile en yüksek su seviyesi arasında ki fark 1 m'den daha az olmamalıdır.Rıhtım platformu kuru bölgede kalmalıdır.Ancak su altı çalışmaları özenle yapılmalıdır. Deniz altı şev çalışması oluşturulmadan önce mutlaka kremşel diye tabir ettiğimiz ,denizden yada liman baseninden tarama yapmamız gerekir.Bu tarama şev eni sabit tutularak tüm platform altı kıyı boyunca yapılmalıdır.Gemi rıhtımı yapılacaksa mutlaka n tane geminin yanaşması için gerekli rıhtım boyları hesaplanır.Şev çalışması yapmamızın en büyük esprisi ,çelik boru kazıkların adalet kuvvetine maruz kalmaması için yapılmalıdır..

ANROŞMAN AÇISI;

Gemi pervanesinin neden olduğu türbülans dalgalardan, uzak kalınması için şevin yanaşma ucu ile platformun arası en az 1 m. geriden başlanmalıdır. Bu mesafe   eğim düzlem kotunda olmayan anroşman tahkimatlarının  gemi yanaşma ekseninden uzak olacaktır.
                             
Şevin dikliği ile belirlenmesinde ise ,N açısı şevin yapıldığı malzemeye  göre anroşmanın eğim kotu; malzeme çeşiti((0-400kg.),(400kg.-2000kg.),(2000kg-4000 kg.) arası) ile  değişmektedir. Normalde şevin 38.7 derece ile  29.7 derece arasında olmalıdır.

En çok kullanılan açı 33 derece olarak  uygun görülmektedir. Şev acısı; şevin stablitesi ,malzemenin büyüklüğü,dalga kuvvetleri ile pervane türbülansından dolayı kaynaklanan kuvvetlerle   ve erozyon tehlikesine göre belirlenmelidir.





İHTİYACA GÖRE TASARIM;
Tasarım yapılacak  platformun yanında bulunan perde beton duvarının önünde(Su içi+kronman betonlar) kayma tehlikesi bulunduğundan dolayı çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Tasarım rıhtım platformu ile beton perde alanının üzerinde olan  ''üst geçiş plakları'' çok önem arz etmektedir.
Bu detay ile ilgili çözüm  betonarme  olarak  düşünülmelidir.

İstinat perde betonlarının  genişliği zeminin sürtünme açısına göre değişen yatay yükleri karşılamalıdır.
İstinat perde betonlarının üzerindeki  düşey yük hareketine ve kaymaya karşı güvenlik faktörü sağlanmalıdır.
Kazıkların ilk sırası ve yanaşma yeri arasındaki uzaklık en az  1 m.mesafe de  olmalıdır.
Yanaşma rıhtım platformunun genişliği yanaşma yapısının yükleme-boşaltma,vinç genişliği vb. ihtiyaçlara  göre belirlenmelidir.





KABULLER VE YÜKLER;

TEMEL KABULLER ;
-Birimler ,
-Bilgisayar Programları
-Malzeme
-Paspayları
-Dilatasyon Derzleri
-Çelik Kazıklarda Korozyon Etkilerin önemi,
-TASARIM YÜKLERİ
- Sabit Yükler    (G)
-Hareketli Yükler   (EQ)
-Statik Dalga Yükleri   (SS)
-Dinamik Dalga Yükleri  (SD)
-Rüzgar Yükü    (W)
-Deprem Yükleri   (D)



RIHTIM  YAPISI STATİK VE DİNAMİK PERFORMANS VE YÜK  ANALİZLERİ-1;

Kumlu zeminlerde kazıkların ucu açık ve düşey olarak çakılmalıdır.. Çakım sonrasında kazık içindeki deniz  suyu çekilerek, kazık içindeki zemin ile kazık üst kotu arasındaki kalan kısım betonlanmalıdır. Kazık üst kısmında ise prekast plaklar döşendikten sonra başlık kirişinin üst kısımı ile kazık borunun üst kısmı birbirine bağlantı yapılarak son kaplama betonu ile betonlanmalıdır.

Özellikle deprem sırasında açığa çıkan büyük gerilme yığılmaları nedeniyle hasarın büyük çoğunluğu eğik kazıklarda oluştuğundan 2007 yılında yürürlüğe giren Kıyı ve Liman Yapıları, Demiryolları, Hava Meydanları İnşaatlarına İlişkin Deprem Teknik Yönetmeliği (DLH, 2007), eğik kazık kullanımını önermemektedir. 1995 Kobe (Japonya) depreminde birçok kazıklı iskele ve kesonlu rıhtımlar hasar görmüştür.

İskele ve rıhtım yapı kazıkları iç betonu , sülfata dayanıklı çimento kullanılması uygun olmalıdır. Beton kalitesi ideal olarak  C-40/50 (TS EN 13515)  faydalı olacaktır. Kazıkların çırpıntı bölgesinde kalan bölge üstten 8 m'lik kısmı korozyona karşı epoksi boya ile boyanmalıdır..



RIHTIM  YAPISI STATİK VE DİNAMİK PERFORMANS VE YÜK  ANALİZLERİ-2;

Dalganın etkili olduğu alanda oksijen miktarı en yüksek seviyededir.Akış hızı yüksektir.

Bundan dolayı denizin hareketli olduğu alanda korozyonun hızı en yüksektir. Özelikle açık denizler korozyana karşı daha çok elverişli olmaktadır. Çünkü  deniz suyu ortalama % 4  NaCl ihtiva etmektedir. Korozyondan dolayı yapı malzemeleri tahrip olma özeliği   yüksektir.

Epoksi boya; DLH 2007 şartnamesine göre TSE 113  ve TSE   1083'e uygun RC-250, RC-800 veya TS 1082 de verilen şartlara uygun RS-1, RS-2 1082 uygun olmalıdır.

Rıhtım platformu ;karayol veya yük konteyirleri  olarak tasarlanıyorsa  bundan dolayı taşıt ve titreşim frekans dinamik hesapları , iskele ve rıhtım üzerinde yapılacak olan kaplama ve korkuluk gibi elemanların( sabit kaplama yükleri) dikkatle alınmalıdır.Bu verileri TSE 498 ve Amerikan karayolu şartnamesi olan AASHTO yararlanmalıyız.








GENEL BİLGİLER;

Çelik kazık malzemesi, DLH şartnamesine göre  en az ST 37 ve  et kalınlığı 10 mm uygun görülmüştür. Fakat sert ve kayalık zeminlerde ST 52 olarak da kullanılabilinir.

Çelik donatılar B 420 C olmasında uygun olmalıdır. Bu donatı kalitesini özelikle 1.ve 2.derece deprem bölgelerinde  kullanmak için daha çok özen gösterilmeliyiz..Çünkü sünmeye çalışan bir donatıdır.

Paspayı konusu ;TSE 500 az da olsa şekillenmiştir.Şayet yüksek çap donatı kullandığımızda paspayı derinliklerinin yetersiz görüldüğünde  daha  derin  paspayı kullanmamızda fayda vardır.

Korozyona karşı kazıkların çırpıntı bölgesinde kalan üstten ilk 4m'lik kısmı 500 mikron, sonraki 4m lik kısım ise 250 mikron epoksi boya ile boyanması uygun olacaktır.

Beton malzemesinde tüm çimento kalite sınıfı mutlaka CEM II ve CEM III olmalıdır. Deniz suyunun PH 8 olduğundan dolayı beton karbonatlaşmasının yoğun olacağından, en uygun  direnç gösteren   çimento kalite  sınıfı CEM II ve CEM III 'dir.

Deniz imalatında  yapılacak tüm imalatlarının saç kalıplar olmasında özen göstermeliyiz.DLH 2007 şartnamesinde 5mm.et kalınlığı olan saç kalıplar kullanılmalıdır.Sürekli suyla temas edilmeyecek  kalıp olarak da  Plywood ürünlerini de tercih edilmesi  uygun olabilir.






ŞARTNAME  VE YÖNETMELİKLER;

Çelik çakma kazıklı iskele ve rıhtım yapısının mevcut durum analizleri ve güçlendirme projelerinin hazırlanmasında faydalanılan şartname ve yönetmelikler aşağıda sıralanmıştır:

TS 498 Yapı elemanlarının boyutlandırılmasında alınacak yükler (1997)
TS 500 Betonarme yapıların hesap ve yapım kuralları (2000)
TS 708 Betonarme yapı çelikleri (2010)
TS 7994 Zemin dayanma yapıları (1990)
Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (2007)
DLH Geoteknik Tasarım Esasları (2007)
DLH Kıyı Yapıları ve Limanlar Planlama ve Tasarım Teknik Esasları (2007)
DLH Kıyı ve Liman Yapıları, Demiryolları, Havameydanları İnşaatları Deprem Teknik Yönetmeliği-( 2007)


YARDIMCI ŞARTNAMELER;
ACI 318-02 Betonarme hesap teknik şartnamesi (2002)
Eurocode 7 Geoteknik tasarım esasları (1997)
NAVFAC Zemin yapıları ve Yapı Temelleri Tasarım Esasları (1986)


DALGA KUVVETLERİ;

Düşey silindirik kazığa etki eden dalga kuvvet hesapları yapılmalıdır.

İskelelerin ve kıyı rıhtım platformunun altında dalga yükleri ile döşemelere tesir eden dalga çarpma kuvvetleri,döşemelere alttan ve kazıklara tesir edebilecek dalga kuvvetleri dikkate alınmalıdır.

Döşemenin altında tesir edebilecek  olan dalga kuvveti iskeleyi kaldırmaya çalışacaktır.Ancak bu kuvvetin belirlenmesi için yeterince güvenilir bir yöntem henüz  tanımlanmamış olup ,sadece  varsayım olarak rijit hesaplar yapılmaktadır.


STATİK DALGA YÜKLERİ (SS);

Dalga yükü hesabında uzun süreli dalga ölçüm kayırlarına ulaşılamadığı için bir takım  metodlar kullanılarak tasarım için gerekli dalga karakteristik değerleri belirlenmeye çalışılmalıdır.Dalga yüksekliğinin belirlenmesinde mevcut coğrafya üzerinde  rüzgar kayıtlarından faydalanılmalıdır. (Bu her il için farklıdır.).Fetch mesafeleri ise google earth programından faydalanılarak belirlenebilir yada metoroloji bilgilerinden  faydalanabileceğimiz gibi Dalga yüksekliğinin ve dalga periyodunun tayini için US Army Costal Engineering Reserch Center tarafından hazırlanan  grafiklerden de yararlanabiliriz.

Kazıklara gelen dalga yükünün hesabında 'Kıyı Yapıları ve Limanlar Planlama , Tasarım Teknik Esasları' DLH yönetmeliğinde önerilen  Morison metodu ile hesaplanması gerekmektedir. Eğer silindirin ekseni dalganın geliş doğrultusuyla bir açı yapıyorsa yani belli bir atak açısı ile yaklaşıyorsa,morison denkleminden kuvveti hesaplayabilmek için hız ve ivme değerlerinin silindir eksenine dik bileşenleri kullanılmalıdır.


DİNAMİK DALGA YÜKLERİ (SD);

DLH Deprem Teknik Yönetmeliğinde su içindeki kazıklarda, elemanın kendi kütlesine ek olarak, kazık-çarpma suyu  ve etkileşimden doğacak kuvvetin göz önüne alınarak ve ek su kütlesine ilişkin bağıntı formülü edilmelidir. Kazık çapının r olduğu ve  dairesel olduğu göz önünde bulundurularak ek su kütlesi bu eksende  uygun olarak hesaplanmalıdır.

Kıyı boyu gerilme akısı hesabı göz önünde bulundurulmalıdır.Akıntı kuvvetleri ile buna direnç gösteren kuvvetlerin birleşmeleri sonucu denge koşulu oluşacaktır.Bu kuvvetlere GERİLME AKISI diyoruz.Bu kıyı boyunca devam edebilir.Dalganın geçmesiyle basınç çalkantıları meydana gelecektir.Eğer dalga tepesi ve çukuru altında ki basınç çalkantılarının  mutlak değerlerinin eşit olduğu kabul edilirse,dalga tepesi altında artan alanda;artan basınç etkisinin ,dalga altında azalan alanda ;azalan basınç etkisinin neden olduğu net bir etki söz konusu olacaktır.Derinlik boyunca integre edilen basınç çalkantılarının ortalama değeri sıfır değil ancak pozitifdir. Kırılan dalgaların kıyının normali doğrultusunda uyguladığı kuvvetin surf(köpüklenmesi)  bölgesinde artması sonucu, ortalama su seviyesinin de kabarmasına neden olacaktır.

Dört kuvvet bileşeninin dinamik dengesini esas alan genel bir akıntı formülü oluşturacak olursak;(gerilme aksı+gelgit kuvveti)-(taban sürtünme kuvveti+yanal sürtünme)=0 olmalıdır.

Ayrıca sığ su ile derin su dalga momentleri farklıdır. Dalgaların derinlikte değişmeyen tek özeliği dalga periyodudur.



RÜZGAR YÜKÜ (W);(1)
Fırtına ve kasırgalar kıyıların yakınındaki su seviyelerinde önemli dalga kabarmalarına neden olmaktadırlar.

Su seviyesindeki bu artışlara fırtına kabarması yada deniz kabarması denir..Fırtına kabarmaları büyük gel-gitlerle birlikte meydana geldiğinden su seviyeleri taşkın boyutuna varabilecek önemli artışlar meydana  getirmektedir.

Deniz yüzeyinde ki rüzgarlar tarafından üretilen akıntılar,kayma gerilmesi ve dalga nedeniyle yörüngesel hareketleri sırasında su partiküllerinin ileri doğru net hareketlerinden dolayı oluşmaktadır.

İkinci olay kütle transferi olarak bilinmektedir.İskele ve rıhtım yapısına etkileyen rüzgar kuvvetlerinin, yapıya yatay olarak etkilediği kabul edilmiştir. Yapıların inşa edileceği bölge için tasarım rüzgar hızı max. v=100 km/sa olarak belirlenmiştir. Çünkü Türkiye'de ortalama en yüksek rüzgar hızı buna mükabildir.


RÜZGAR YÜKÜ (W);(2)

Dalga tahmin çalışmalarında, rüzgarların hızını ve yönünü veren "saatlik rüzgar cetvelleri"nin kullanılması uygundur. Bu cetvellerden yararlanılarak rüzgar verilerinin yönlere göre istatistiksel dağılımı elde edilmelidir (rüzgar gülü). Mevcut rüzgar ölçümlerinin kıyı istasyonlarınca yapılmış olması, dalga tahminlerinde kullanılacak rüzgar verileriyle ilgili önemli çelişki oluşturmaktadır. Rüzgar özelliklerini kullanarak dalga tahmini yapmak için önerilmiş yöntemlerin aynısı  deniz üzerinde de  rüzgar hızlarının ölçümü yapılmalıdır. Ancak bir kıyı istasyonunca ölçülen rüzgar hızları aynı anda deniz üzerinde bulunan rüzgar hızlarından daha küçüktür. Bunun nedeni, kara üzerindeki engebelerin (binalar, ağaçlar ve topoğrafik düzensizlikler gibi) hava akımını etkilemesi ve daha kalın bir sınır tabakası oluşturarak rüzgar hız profilini değiştirmesidir. Ancak, bu değişikliğin ölçüsünü veren, genel düzeyde geçerli kuramsal bir model şu ana kadar mevcut değildir. Karada ve denizde aynı anda ölçülen rüzgar hızları arasındaki ilişki incelenmelidir.

Denizde 0 ve10 m yükseklikteki rüzgar hızı (m/s)

Karada  0 ve 10 m yükseklikteki rüzgar hızı (m/s)

Dalga tahminlerinde kullanılan rüzgar verilerinden biri de, sinoptik (yer basınç) haritalarından elde edilen rüzgarlardır. Sinoptik (yer basınç) haritalar, yapılan ölçümler sonucu atmosferde aynı hava basıncındaki yerlerin birleştirilmesi ile elde edilen eğrileri (eş basınç eğrilerini) gösteren haritalardır. Eş basınç eğrileri haritaların üzerine genellikle üç veya dört milibarlık basınç farklarıyla çizilmektedir.


DEPREM YÜKLERİ (D);

İskele ve rıhtım  yapısı mevcut durum performans analizinde DLH tarafından 2007 yılından  yayınlanan 'Deprem Teknik Yönetmeliği' esas alınmalıdır. Yapının analizi DLH yönetmeliğinde önerilen şekilde yapılmalıdır.Analiz hesapları performansa dayalı analiz kriterlerine göre gerçekleştirilmelidir.
Sap2000 sonlu elemanlar modeli oluşturularak yapılmasında fayda vardır.



YÜKLER VE YÜK KOMBİNASYONLARI ;
İskele ve rıhtım yapısının tasarımında göz önünde bulundurulacak yük kombinasyonları açıklanmalıdır. İskele  ve rıhtımın deprem esnasında tipik hasar biçimleri zemin yer değiştirmesi göreceli olarak atalet momentinin büyüklüğüne bağlıdır.Büyük deprem hareketleri esnasında eğilme sebebiyle, kazıklarda orta hasarlar kaçınılmaz olabilir.Bu yüzden tasarım yapılırken kazık başları onarılabilecek şekilde tasarlanmalıdır.Yük sınırlama ekipmanı kayma sürtünmesinde güvenilecek bir bileşeni  olarak veya  kesme kuvvetiyle eğilen ve kolayca değiştirilebilen bir başlık tasarlanmalıdır

Yağış miktarı, rıhtım ve iskele içindeki gerekli drenaj kapasitesinin belirlenmesinde önemli bir faktördür.

Sis, gemilerin limana girerken ya da limandan ayrılırken hareket kabiliyetini engelleyen ve liman verimliliğini düşüren bir meteorolojik olaydır.İskele ve rıhtım yapılarının tasarımı  yapılırken bu coğrafi olay göz önünde bulundurulmalıdır.

Bazı durumlarda kar yükü rıhtım üzerine etkileyen ve durağan bir yük olarak da  düşünülebilinir.

Sıcaklık, rıhtım üzerinde  gerilme dağılımını etkiler ve bu yapılarda termik gerilmenin ortaya çıkmasına neden olabilir.




İSKELE VE RIHTIM  KAZIKLARININ ZEMİN AÇISINDAN KAZIK TAŞIMA GÜCÜ HESAPLARI ;

Mevcut çelik çakma kazıklı iskele ve rıhtım yapısı için zemin açısından kazık taşıma gücü hesabına yer verilmiştir. Çakma boru  kazıklarının sert kaya zeminlerde uygulama yapılıyorsa   alt tarafı  kapatılarak yapılmasında fayda vardır.Şayet zemin kumlu ise çakılan kazıkların alt uçları çarık yapılarak açık  yapılması uygundur.

Kazık çakımı sonrası kazık içi zemin ile betonarme kot arasındaki kısım kum ile doldurulabilir. Kazık içinde oluşturulacak olan betoname kısım kazık üst kotundan itibaren yaklaşık en az  10 m lik kısım  ya da  kazığın tamamı beton olmalıdır.

İskele  ve rıhtım yapısı dinamik analizinde DLH tarafından 2007 yılında yayınlanan ''Deprem Teknik Yönetmeliği' esas alınmalıdır. Yapının analizi DLH yönetmeliğinde önerilen şekilde performansa dayalı analiz kriterlerine göre gerçekleştirilmesi önemlidir. Normal sınıfa giren yapı için x yönü ve  y yönünde deprem düzeyinin  kontrollü hasar performans düzey hesapları önerilmelidir.

Dalga yüksekliğinin belirlenmesinde coğrafyanın metoroloji kayıtları olan mevcut rüzgar kayıtlarından faydalanılmalıdır.

İskele ve rıhtım yapıları   için en kritik tesirleri oluşturacak dalga kesitleri bir Excel tablo yapılarak daha iyi algılanabilinir.

Tasarımın çelik boru kazık işleminden sonra kazıkları birbirine bağlayan başlık kirişleri  tasarlanmalıdır..Başlık kirişlerinde uç noktalarda yatay deprem kuvvetlerine maruz kalmayı önlemek  için beton pahlı güçlü guseleri yapmakta fayda vardır.Sistemin tamamını çerçeve şeklinde başlık kirişlerle çözüme gidilmesi en uygunudur.Fakat deniz imalat işçiliği çok zor olduğundan tek esken başlık kirişleri de yapılabilmektedir.










SON SÖZ;
Kara kısımda imalatı yapılacak olan prefabrik paneller , başlık kirişlerinin üzerine  montaj yapılmalıdır.(Deniz imalatında en zor  ve maliyetli olan demir ve kalıp işçilikleridir. Bu sebepden dolayı tasarımların mümkün olduğunca karadan yapılması tasarlanmalıdır.)Prekast paneller kirişlerin üzerine montaj olduktan sonra final kısmı olan rijit üst kaplama beton tamamlanarak ,platform bitirilmiş olacaktır.

İyi bir tasarım tasarladığımız da , sağlıklı matematikler ve güvenli yapılar meydana gelecektir.
Teşekkürederim.

Ahmet Özürün
İnşaat Mühendisi
12.04.2017


2
Serbest Kürsü / 10.09.2014 YAZINIZA İSTİNADEN
Son İleti Gönderen klkvn - Şub 01, 2017, 10:10 ös
Sayın Ahmet Bey;

İnternet üzerinden yazınızı okuma fırsatım oldu.Benim de nasıl düzelir bu şantiye mühendisliği sistemi diye düşünürken  önüme denk geldi.İnternet üzerinde mail adresinizi bulamayınca bari sitenize üye olup teşekkür edeyim dedim.Bu konu hakkında herhangi bir girişim olmaması üzücü ama inşallah bir gün düzelecektir.
Saygılar.
3
İnşaat Mühendisliği / Sıvılaşmış Zeminlerde Presiyom...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Oca 26, 2017, 10:42 öö
SIVILAŞMIŞ ZEMİNLERDE PRESSUREMETRE(PRESİYOMETRE) DENEYİN ÖNEMİ VE YAPI STATİK ÜZERİNDE Kİ FAKTÖRÜ;


Sıvılaşmış ve yumuşak zeminlerde yapılacak zemin etüdü çok önem taşımaktadır. Özelikle sondaj çukurun oturmaları neticesinde Spt deneylerindeki numuneler örselenmektedir. Bu sebepden dolayı çelişkili zemin etüt deneyleri ile karşılaşılmaktadır.. Önce kısaca Pressuremeter deneyi nedir onu bir tanıyalım; Presiyometre teorisi sonsuz bir homojen ortam içinde silindirik bir boşluğun genişlemesinden türetilmiştir. Presiyometre deneyi, (ya da pressiyometre) (pressuremeter,ing) zeminin yük/deformasyon parametrelerinin belirlendiği bir arazi (in-situ) deneyidir. Deney basit anlamda genişleyebilir silindirik bir probun önceden delinmiş bir kuyuya indirilerek şişirilmesi ve bu esnada prob içerisindeki basınç ve hacim değişikliklerinin ölçülmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Presiyometre Deneyinin Yapılışı Dairesel basınç verilerek zeminde dairesel deformasyon oluşturan silindir şeklinde bir sonda (prob) ve buna bağlı kumanda panosundan oluşan Menard tipi presiyometre aleti ile deney yapılır. Menard tipi presiyometre aleti;

* Yerüstü Ölçme Cihazı,
* Prob
* Kuyu ağzından verilen basıncı ileten plastik borular'dan oluşmaktadır.

Yerüstü Ölçme Cihazı : Açılan sondaj deliğine indirilen proba verilen basınç değerlerini gösteren manometreler, uygulanan basınç altında deney yapılan seviyedeki hacimsel değişmeleri gösteren volümetreler, basıncı temin eden 200 Kg/cm2 basınçla sıkıştırılmış hava veya N02 tüplerinden meydana gelmiştir. Ayrıca kuyu içine indirilen proba giden su ile istenilen basıncı uygulamaya yarayan dedantör, vana ve prizler bulunmaktadır. Bu donanım koruyucu bir kutu içindedir.

Prob : Deneyin istenilen seviyede yapılmasını sağlar. Üç hücreden oluşmuştur. Alt ve üst hücereler koruyucu olup, ortadaki hücre ise ölçme hücresi vazifesini görür. Lastik bir kılıf içindeki koruyucu ve ölçme hücreleri ayrı ayrı volümetrelere bağlı olup, üç hücreye eşit miktarda su basılır. Deney sonrası suyun geri dönmesi bir başka deyişle, probun kuyu içinde sıkışmaması ve kuyudan rahat çıkartılabilmesi için lastik kılıf ile hücreler arasına ayrı bir hava kanalıyla hava verilerek deney tamamlanır.

Basınç ileten borular : Yerüstü ölçme cihazları ile probun bağlantısını sağlayan plâstik borulardır.
Kısaca Pressuremeter deneyi sıvalaşmış ve yumuşak zeminlerde basınçla-zaman-süre ile yapılan bir deneydir.



Hangi tür zeminlerde pressuremeter deneyi hangi derinliklerde yapılması aşağıdaki çizelgede görmekteyiz.



Sıvılaşmış zemin, Pressuremetre ile yapılan deney çalışmaların aşağıdaki çizelgede sonuçları çok daha net görmekteyiz.



Pressuremetre deneyi ile diğer deneylerle aralarında farkları inceleyecek olursak;
Deneylerimizi şu deneylerle yapalım; Terzaghi, Hansen, Meyarof ve Presssuremeter deneyleri olsun. Terzaghi,Hansen,Meyarof ve Presssuremeter deneyleri ile yapılan çalışmalar sonucu belirlenen emniyetli taşıma gücü değerleri birbirine yakın çıkmaktadır. Sadece Kohezyon yöntemi ile zemin emniyet gerilmesi hesaplayan Skempton yöntemi en düşük emniyetli taşıma gücü değerlerinin belirlenmesine neden olmuştur. Bu sonuçlar aşağıda şekilde görüldüğü gibidir.



Dolaysıyla sadece Kohezyon değeri ile emniyetli taşıma gücünün hesaplandığı Skempton yöntemi bu çalışma için yetersiz kalmış ve düşük zemin emniyet gerilmesi sonuçlar vermiştir.
Emniyetli taşıma gücü (q em.) değerlerine göre şu karşılaştırma çıkmaktadır.



Görüldüğü gibi tablolarda sondaj çukurların ne kadar oturdukları üstteki tabloda da açıkça görülmektedir.



Sonuç;

Pressuremeter deneyi uzman operatörlerle yapılmalıdır. Aksi takdirde yanlış sonuçlarla karşılaşabilinir.
Statik proje müellifleri ve Yapı Denetim Proje Denetcileri olan İnşaat mühendislerinin Zemin etüd raporları değer ve sonuç kısımlarını imzalaması sonucu zemin etüd rapor sorumluluğunuda üzerlerine almış bulunmaktadır.
Statik proje müellifi olan İnşaat mühendisinin önüne yüksek yapı projesi geldiğinde, işe başlamadan önce araziyi mutlak suretle keşif yapması kaçınılmazdır. Yapılacak keşif sonrası arazinin mimari vaziyet , mimari vaziyet kesitin(en az 5 adet kesit) üzerine ,harita plankotesi , zemin sondaj logları işletirilmesi gerekmektedir. Yapılan bu keşif sonrası yumuşak ve sıvılaşmış zemin ise maliyeti yüksek olan Pressuremeter deneyini yaptırması sonucu ,yapı statiğin can noktası olan , temel kesit ve temel tipi ya da zemin iyileştirmesi gibi bir çok önemli olan bu konuların kararını ve seçimini artık rahatlıkla verebilecektir.
Teşekkürederim.

28.08.2014
Ahmet Özürün
İnşaat Mühendis
i

Kaynaklar;

1.)ASTM (American society for testing and materials).,
1994. Annual book of ASTM Standarts-Section
4, Construction, V. 0408 Soil and Rock; Building
Stones. ASTM Publication, 978 p.
2.)Türk Standartları Enstitüsü (TSE)., 1988. İnşaat
mühendisliğinde temel zemini özelliklerinin
yerinde ölçümü. TS 5744, 35
3.) Hacettepe Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü notları
4.)İstanbul Kültür Üniversiteleri notları
4
İnşaat Mühendisliği / Asmolen Döşeme Tipi Binaların ...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Oca 26, 2017, 10:32 öö
ASMOLEN DÖŞEME TİPİ BİNALARIN TÜRKİYE İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ YERİ VE DEPREM DAVRANIŞLARININ STATİK OLARAK İNCELENMESİ
Türkiye deprem kuşağında olan bir ülkedir.Türkiye'nin nüfus yoğunluğu olan bölgeler genelde 1.2 derece deprem bölgelerinde yoğunlaşmıştır..Bu sebepden dolayı 1.2.deprem derecesinde yapılacak olan yapılar önem taşımaktadır. Proje, denetim ve imalat gibi hassas olan bu konuların her noktası ayrı ayrı mercek altına alınmalıdır.

AVM yada Residance adı altında lüks yapılar genelde şehir merkezinde yapılmaktadır.Yapı önemi olan bu tür yapılar döşeme altının düz ve bölme duvarsız talep doğrultusunda proje çözümüne gidilmektedir.. Hatta kat yüksekliğininde diğer yapılara göre yüksek yapılması özelikle zemin katları zayıflattığı gibi yumuşak kattıda oluşturmaktadır. Deprem kuvvetlerinden maalesef bu bölgeler etkilenmektedir.

Bu tür yapılaşmalara meslek dalında asmolen yapı denilmektedir. Asmolen yapılar Almanya patentlidir. Ülkemizde ilk asmolen yapılaşmalar Almanya tarafından yapılmıştır. Almanya deprem bölgesinde olmadığında kolay yapılaşma modeli olduğu için Almanya'da talep görmektedir.(E.karaesmen)Asmolen yapılar kalıp işçiliği hafif olması ve diğer etmenlerle beraber ülkemizdede artık yerini almaktadır.

Son yıllarda artan asmolen tipi yapıların ,deprem sonrası incelendiğinde vahim olduğu gözlenilmiştir. Özelikle Van depremi tüm gerçeği ortaya koymuştur. Daha öncede 1967 yılında Venezuella depreminde asmolen tipi yapılar çok hasar görmüştür. Üstelik bu Venezuella depremin merkez üssü asmolen yapılardan çok uzaktadır.





Van depreminden sonra asmolen yapıları Yıldız Teknik Üniversitesi, Diyarbakır İnşaat mühendisler odası ve Fırat üniversitesi yaptıkları çalışmalar sonrası incelemişlerdir., Asmolen yapıların deprem davranışlarını yukarıdaki resimleri sizlerle paylaşmaktayız.
Şimdi bu çalışmada asmolen döşeme yapının deprem davranışını göreceğiz. Bu amaçla iki tür yapımız olsun.Z+7 ve Z+11 katlı aynı kare planlı(19mt.x19mt.) bir yapı çözümleyelim. Modellemimizi SAP 2000 yapı analiz programında Mod birleştirme Yöntem kullanarak çözelim. Deprem bölgesi 1.ve 2.derece ,Zemin sınıfı Z-3,bina önem katsayısı 1 olarak modelleyelim. Asmolen dolgu malzemesi olarakda köpük kullanalım.
Prof.Dr.Zekai Celep hocanın kaynaklarından yararlanacak olursak



Sistemleri kodlayacak olursakda;
REF.SİS.(Refarans Sistemli klasik çerçeve çözüm.)
TAS.(Tüm katlar döşemeleri asmolen döşeme)
BAS.(Birer kat atlamak suretiyle ara kat döşemeleri asmolen döşeme)
ZAS(Sadece Zemin kat asmolen döşeme)
SAS (Son kat asmolen döşeme)
Bu modellemeler sonucu analizler şu şekilde oluşarak göreli kat ötelenmeleri,deprem bölgesine göre sınıflandırılarak grafiklere aktarılmıştır.






Sonuç;

Asmolen yapının dolgu malzemesi döşemenin taşıma gücü açısından hiçbir katkısı yoktur. Asmolen yapı kalıp maliyetini düşürmek, ısı-ses yalıtımını artırmak, Sıva masraflarını azaltmak gibi avantajları vardır.
Dez avantajı ise ;Deprem açısından kötü davranış göstermek(resim ve grafiklerde görülüyor.),dolgu malzemesi ek maliyet getirmek, Döşeme ağırlığını atrırmak, Döşemede donatı miktarını artırmak , Dolgu malzemesinin yangın yönetmeliğine uygun olduğu takdirde ekonomik açıdan ağır bütçe olması gibi ciddi dez avantajları görülmektedir..
Betonarme acısından bakılacak olursa en fazla deplasmanın tüm kat döşemeleri asmolen olan sistemlerde meydana geldiği özelikle ara katlarda bu farkın daha belirgin olduğu,
Ara kat döşemeleri asmolen yapılan sistemlerin deplasmanlarının ,zemin ve son katları asmolen yapılan sistemlerden daha fazla olduğu,
Rijitliği az olan bu kirişler nedeniyle depremde katlar arası yatay ötelenme çok büyümekte ve kolonlara çok büyük ikinci mertebe momentleri aktarmakta olduğu,
Kat sayısı attıkça asmolen döşemeli sistemlerin refarans sistemlere göre(klasik çerçeve) daha fazla deplasman yaptığı,
1.derece deprem bölgesinin deplasman oranını çok artırdığı,
Ağır dolgu malzemesinin deplasman oranının artırdığı tespit edilmiş ve incelenmiştir.
Asmolen döşemelerin deprem bölgelerinde yapılması durumunda,deprem perdesi gibi deplasman azaltıcı,ek tedbirlerin alınması ve hafif dolgu malzemesinin kullanılması halinde asmolen yapı biraz olsun rahatlıyacakdır.
Güvenli, sağlıklı yapılar için bu yazıyı okuduğunuz için teşekkürederim.

Ahmet Özürün
İnşaat Mühendisi
21.08.2014
Kaynaklar;
Prof.Dr.Zekai Celep (Betonarme Yapılar),
Diyarbakır İnşaat Mühendisler odası (Makale),
Yrd.Doç.Dr.Kürşat Esat Alyamaç( Makale)
Yıldız Teknik Üniversitesi 100.yıl Kongre notları
5
İnşaat Mühendisliği / TAZE BETONDA ÇATLAKLAR VE TAZE...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Oca 17, 2017, 10:04 öö
TAZE BETONDA ÇATLAKLAR NEDİR VE TAZE BETON ÇATLAKLARINA KARŞI ŞANTİYE ŞEFİNİN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER NELERDİR.;

Şantiye şefinin daha önce ki yazılarımda hukuki sorumluluğundan bahsetmiştim. Şantiyeler bir işletmedir;Bu işletmenin teknik süreci tamamen şantiye şefi ile sağlanmaktadır. Şantiye şefi teknik bir komplike donanıma sahip olmalıdır. Yapı ruhsatı ile bu süreç başlar ,kesin kabül yada iskan görevinin tamamlanmasıyla biter. Bu süreçde şantiye şefi; Statik, betonarme, planlama, mevzuat, şartname, sözleşmeler, ikna-müzakere, organizasyon ,kalite ,İSG hatta insan kaynaklarına kadar tüm konularına hakim olmak zorundadır. Şantiye şefi, şantiyesini bu süreçte sorunsuz sonuçlandırmak zorundadır. Şantiyede sorunların karşısında , matematik bilgisiyle analitik düşünerek doğru kararlarla sonuçlandırmalıdır. Yan gruplarında ,alt yapı birikimi donanımına sahip olmalıdır ki, yaptığı iş planlamasını da aynı paralelik de takip etmelidir.. Çoğu zaman karşılaştığı yada karşılaşacağı sorunları tahmin ederek Ar-Ge çalışmalarını yaparak tedbirler almalıdır.

Hemen hemen her şantiyede karşılaşacak olan ve şantiye şeflerinin istemedikleri ,taze beton çatlaklarını şöyle kısaca bir tanımladıktan sonra ,nedenleri ve alınması gereken tedbirleri birlikte inceleyelim.


Betonarme Yapılarda Çatlak Tipleri;

A) Yapısal Çatlaklar;
Bu tip çatlaklar, yapının işlevi gereği taşıması zorunlu gerilmelerden kaynaklanır. Bunlar, projesi olmayan, zemin problemi çözülmemiş yapılarda meydana gelirler ve çok tehlikelidirler; beton dökümü ve döküm koşulları ile ilgileri yoktur. Bu durumlarda mutlaka yetkili mercilere (mühendislik bürosu, üniversite vb) başvurulmalıdır. Yapı doğru projelendirildiği ve aşırı yükleme olmadığı durumlarda böyle bir sorun yaşanmaz. Bu tip çatlaklar, betonarme eleman içinde çekme gerilmelerine dik yönde oluşur. Basit bir kirişin açıklık ortasında oluşan veya bir konsol mesnetin üstünde görülebilen çatlaklar bu tiptendir. Bu konu makalemizin içeriği değildir. Fakat karışmaması için yüzeysel olarak beraber inceledik.


B) Uygulama Kökenli Çatlaklar ;
Bu tip çatlaklar taze veya yaşlanmış betonlarda görülür.

B.1)Taze Beton Çatlakları;
Taze beton çatlakları, betonun kalıba yerleştirilmesini izleyen ilk 30 dakika ile 5 saat arasında, genelde döşeme gibi geniş yüzeye uygulanan betonlarda görülür. Bu çatlaklar, 10 cm 'ye erişen derinlikte ve birkaç cm 'den başlayarak, 2 m'ye varan uzunluklar olabilir. Derin ve uzun çatlaklar betonun mukavemeti ve dayanıklılığı açısından son derece zararlı olabilir. Taze beton çatlaklarının en önemli iki nedeni olarak oturma farklılıkları ve plastik rötre (büzülme) sayılabilir.

B.2.)Oturma Çatlakları ;
Bu çatlaklar, yeni dökülmüş, pas payı bırakılmamış, kürü uygulanmamış, gereğinden fazla su ile karılmış betonlarda, boşluklu betonarme elemanlarda, donatının fazla olduğu bölgelerde ve betonun uygun yerleştirilmediği durumlarda, üst yüzeye yakın donatıların hemen üzerinde oluşurlar. Taze betonda iri agrega taneleri dibe doğru çökerken, çimento partiküllerini içeren su yüzeye çıkar. Yüzeye yakın kiriş ve döşeme donatıları bu yer değişimine karşı koyar ve taze beton bu bölgelerde tam olarak oturamaz. Oturmasını yapamayan beton demir boyunca çatlar. Döşemeler ince olduğu için oturma azdır, pek çatlama görülmez. Kirişler daha derin olduğu için
oturma çok olabilir ve demirlerin haritası beton yüzeyine çıkar, çatlaklar donatıların yerini belli eder.
Betonun suyu arttıkça oturma artar. Beton iyi yerleştirilmez, sıkılanmaz, vibrasyon uygulanmazsa oturma yine artar. Dolayısıyla çatlama da. Bu çatlakları önlemenin yolu normal kıvamda (-12 cm çökme) beton kullanıp, yüksek kıvamlı aşırı sulu betonlardan kaçınmak ve betona iyi vibrasyon uygulamaktır.

B.3.)Plastik Rötre (Büzülme) Çatlakları ;
Bu tip çatlaklar, özellikle sıcak, kuru, rüzgarlı günlerde dökümü yapılan betonlarda (döşeme, yer, yol, pist,.betonları) görülen, rastgele dağılmış, çeşitli boylarda ve genişliklerdeki çatlaklardır. Genelde çatlak genişliği 1 mm' den azdır ve yüzeyseldir, derine gitmez, yapı güvenliği açısından tehlikesi yoktur.

Döşeme betonu dökülünce üst yüzeyindeki su buharlaşmaya başlar, betonu terk ederek havaya karışır, bu suyun yerine betonun bünyesindeki su yukarı, üst yüze doğru gelir (kusulan su). Buharlaşma hızı, su kusma hızından yüksekse betonun yüzeyi kurumaya, dolayısıyla büzülmeye ve çatlamaya başlar. Aynı çatlaklar, yeni dökülen betonun altındaki eski, ıslatılmamış betonun veya asmolen tabliyelerindeki briket gibi diğer malzemelerin beton suyunu emmesi sonucu da oluşabilir.

Buharlaşma hızını artıran faktörler bellidir :
Hava Sıcaklığı: Hava sıcaklığı arttıkça buharlaşma artar. Sıcaklığın 10 °C artması buharlaşmayı yaklaşık 2 kat artırır. Beton havadan daha sıcaksa buharlaşma daha da hızlanır.

Havanın Rutubeti: Havadaki rutubet azaldıkça (hava kurudukça) buharlaşma kolaylaşır ve hızlanır. Nispi rutubet %90'dan %5' e indiğinde buharlaşma beş kat artmaktadır.

Rüzgarın Hızı: Rüzgar arttıkça buharlaşma hızı artar. Rüzgarın hızı sıfırdan saatte 20 km 'ye çıktığında buharlaşma 4 kat artar.

Güneş Işınları: Beton yüzeyi güneş ışınlarına açıksa betonun yüzey sıcaklığı artar ve buharlaşma hızlanır.
Beton sıcaklığı düşürmek için beton bileşenlerine bağlı olarak beton sıcaklığı aşağıdaki grafik ve formülle belirlenmiştir.



Betonun su kusma hızını etkileyen iki temel faktör, Betonun Doluluğu ve Agrega Granülometrisi'dir. Agreganın granülometrisi ne kadar az boşluklu ise betonun mukavemeti o kadar yüksek olur, ama boşluk olmadığından kusma suyunun yukarı çıkması zorlaşır, gecikir; su kusma hızı azalır. Buharlaşma suyunun yerine kusma suyu gelemeyince betonun yüzeyi kurur ve çatlar. Hazır betonda granülometri iyi ayarlandığından su kusma zorlaşır, plastik rotre çatlakları artacaktır.



Betonun çekme dayanımı düşük olması nedeniyle ,betonarmede çatlama kaçınılmazdır. Kesit hesabında betonun çekme dayanımı da bu sebep den ihmal edilir. Betonarme elamanlarda genelikle kullanma durumuna karşı gelen yüklemelerin çok altında bulundukları için çatlağa rastlanmaz. Kullanma yüklerinin öngörülen seviyeye çıkması ve donatı gerilmesinin artması çatlağa sebep olabilir. Bu durum yapının görünüşünü bozmamalı ve donatıda korozyona sebep olmamalıdır.

Yapının görünüşü bozmayacak en büyük çatlak genişliği vermek oldukça zordur. Bu durum elemanın nerede bulunduğuna, yüzeyinin şekline ,ışık durumuna ve kullanma amacına bağlıdır. Ançak yapıyı kullananlara bir güvensizlik hissi vermeyen çatlak genişliği 0,25-0,40 mm. arası verilebilirse de bazı durumlarda daha geniş çatlaklara da müsaade edilebilir. Donatıda korozyonu önleyebilecek en önemli husus beton geçirgenliğinin düşük olmasıdır. Çatlama ile betonda donatıyı kadar olan geçirgenlik düşülebileceğinden donatıda korozyon başlayabilir. Özelikle korozyona sebep olacak ortamda bulunan betonarme elemanlarda çatlak kontrolü önemlidir.

Betonda çatlamanın oldukça çok sebebi vardır. Çatlama bu sebeplerin bir veya bir kaçının beraber bulunmasından meydana gelir. Plastik halde yerleştirilen betonun tamamen yerleşmesi ancak belirli bir zamanda tamamlanır. Bu zaman içinde donatı çubuklarının yerleri sabit olduğu için beton donatıdan sıyrılarak yerleşmesine devam eder. Bu durumda yüzeyde donatıyı izleyen çatlakların oluşmasına neden olur. Bu tür çatlaklara kirişlerde etriyeye ve üst donatıyı izler biçimde sık sık rastlanır. Beton karışımının düzenlenmesiyle ve yerleşiminde vibratör kullanılmasıyla bu tür çatlakları önlemek mümkündür.

Betonda büzülme ve sıcaklık etkilerinden meydana gelen hacim değişikliklere, şekil değiştirmesi sınırlandırılan elemanda çekme gerilmeleri meydana getirir. Ayrıca düzgün oluşmayan şekil değiştirmeler de çekme gerilmeleri meydana getirilebilinir.. Ayrıca düzgün oluşmayan şekil değiştirmeler de çekme gerilmelerine ve çatlaklara sebep olur. Örneğin beton elemanın yüzeyi iç kısma göre daha çok büzülür. Bu farklılık iç kısmın yüzeyin şekil değiştirmesine sınırlandırmasına ve yüzeye yakın çekme gerilmeleri, dolayısıyla çatlakların meydana gelmesine sebep olur. Bunun gibi donatı da betonun serbestçe büzülmesini önlediği için çekme gerilmelerine, dolaysıyla çatlamaya neden olabilir. Bu çatlaklar da beton karışımının kontrol edilmesi ile örneğin su miktarını ve ince malzeme oranını azaltarak kontrol oluşması yerine çok sayıda inçe çatlakların meydana gelmesi sağlanabilir. Ayrıca elemanlarda oluşturulacak derzlerde büzülmenin etkisi azaltılabilir. Betonarme elemanlarda farklı zamanda beton dökümü de çekme gerilmelerine ve çatlamaya sebep olabilir.

Betonarme elemanlarda meydana gelen çekme gerilmelerinden gerilme eksenine dik doğrultuda çatlama oluşur. Çekme gerilmeleri eksenel çekme kuvvetinden, eğilme momentinden, kesme kuvvetinden ve burulma momentinden de oluşabilir. Beton gerilmesinin çekme dayanımına erişmesiyle çatlama meydana gelir ve çatlama kesitinde çekme gerilmesi sıfıra düşecek şekilde σ˛ beton gerilmelerinde yeniden bir dağılım ortaya çıkar. Dengenin sağlanması gerektiğinden σˢ donatı gerilmesinde de artma meydana gelir. Çatlak yüzeyinin iki tarafındaki gerilmeler arasında ki geçiş de ʈь aderans gerilmeleri ile sağlanır. Çatlak yüzeyinde sıfıra inen beton gerilmeleri, bu sebep den dolayı uzaklaştıkça aderans gerilmelerine bağlı olarak betondaki gerilme belirli mesafede artarak tekrar kararlı bir değere erişir. Aderansın yüksek olması beton gerilmesinin kısa mesafede meydan gelir. Eğer aderans gerilmeleri yüksek değilse, geçiş uzun mesefade oluşur. Yükün artmasıyla oluşacak çatlaklar da ayrık olarak meydana gelir. Ançak aynı yük seviyesinde boyuna uzama yaklaşık olarak sabit olacağı için ,çatlakların sık meydana gelmesi genişliklerinin küçük ve daha seyrek meydana gelmesi de genişliklerinin daha büyük olacağına işaret eder.Nevrürlü demirlerde düz demire göre plastik çatlaklık daha fazla olacaktır.

Donatı üzerindeki beton örtüsü kalınsa çatlak genişliği artarak beton yüzeyinde görülür. Bunun gibi, üzerinde kalın sıva bulunan betonarme elemanda çatlaklar daha geniş olarak belirir. Donatıdaki gerilmenin artması donatıdaki uzamayı arttıracağı için çatlağın da genişlemesine neden olur.

Çekme kuvveti etkisi altındaki çekme çubuğunda, düşük kuvvet değerlerinde beton çatlamadığı için kesitin uzama rijitliği yüksektir. Betondaki çekme gerilmesinin artmasıyla çatlaklar meydana gelmeye başlar ve rijitlik düşer. Çatlak sayısı artıkça betonun katkısıda sürekli azalır. Ançak çatlak aralıklarının bir sınır değeri bulunduğu için çatlak sayısının da bir sınır değeri mevcuttur. Bu sınır değere eriştikten sonra, kuvvetin artması ile çatlak kalınlıklarının büyümesine sebep olur. İki çatlak arasındaki betonun küçük de olsa rijitliğe katkıda bulunacağı için ,belirli bir kuvvet değerindeki toplam uzama ,sadece çelik çubuk bulunması durumundaki uzamadan bir az daha küçük kalır. Bu fark çekmede betonun katkısıdır.

Çatlak kalınlığı W, donatı ve betondaki uzamaların farkı olarak da yazılabilir.



B ve a kesitleri birbirine en yakın çatlak arası orta kesirlerdir. Ara mesafe s çatlak aralığı olarak kabul edilebilir. Çatlama olayında pek çok parametre etkili olduğu için s çatlak aralıkları ve W çatlak kalınlıklarını belirlemek oldukça güçtür. Bu sebep den dolayı deney sonuçlarına dayanan ifadeler geliştirilmiştir.

Bir kirişe eğilme donatısı, beton alanının %2 sinden daha küçük bir bölümünü teşkil eder. Kullanma yükleri altında veya bunlardan da daha küçük yükler altında kesit çatlamamışsa,
donatının kesit özeliklerine etkisi ihmal edilebilir mertebededir. Bu nedenle çatlamamış bir kesitte gerilme hesabında brüt beton kesit özeliklerinin kullanılması yeterlidir. Buna göre kesitte gerilme hesabı σ˛=My/Ig olmalıdır. Burada Ig ve y kesitin ağırlık merkezinden geçen eksene göre brüt kesit atalet momenti ve gözönüne alınan noktanın bu eksenden olan uzaklığını göstermektedir. Buna göre kesitin çatlama momenti (Mcr=2.5 fctkIg/Ymax.) olarak hesaplanır Burada basit eğilmede çekme dayanımının basit çekmedeki dayanımdan daha büyük ve ortalama çekme dayanımının karekterist dayanımdan daha büyük olduğu için beton çatlama gerilmesi 2.5 fctk olarak gözönüne alınmıştır.

Betonarme elemanlarda çatlağı tamamen önlemek mümkün değildir. Ancak , birkaç geniş çatlak yerine ,çok sayıda ince çatlakların bulunması tercih edilir. Bu nedenle çatlak sınırlandırmasından ,çatlağın tamamen ortadan kaldırılması değil, çatlakların yayılışının ve genişliğinin kontrol edilmesi anlaşılmalıdır. Kontrol amacıyla kalın donatı çubuklarının kullanılması yerine , daha ince donatının ölçülü olarak kullanılması tavsiye edilir. Bu suretle beton ile donatı arasındaki etkileşim alanı büyür ve donatı ile beton arasındaki gerilme iletimine katkıda bulunan beton hacmi arttırılmış olur. Çatlak genişliği donatı gerilme ile orantılı olduğu için, iyi kalitede beton kullanılması durumunda ,çatlak genişliği azalır.
Kullanma yükleri altında donatı gerilmesinin büyümesi, çatlağın genişliğinin artmasına sebep olur. Örneğin Taşıma gücü hesap yöntemi ile boyutlandırılan bir kesitteki donatının kullanma yükleri altında gerilmesi aşağıdaki gibi olacaktır.

(G+Q)/(1.4G+1.6Q)01/1.45=0.70
Kesit tasarımında hesaplanan donatının aynen konulması durumunda kullanma yükleri altında ki donatı gerilmesi σˢ=0.7.fyd kabul edilebilir . Ancak konstrüktif sebeplerden çoğu zaman biraz daha büyük donatı kullanıldığından donatı gerilmesi σˢ=0.7.fyd(As gerekli/As mevcut) olarak hesaplanabilir. Elastik hesap kabulleri kullanarak G+Q yüklemesi kesit etkileri için donatı gerilmesi daha ayrıntılı bir hesapla da elde edilebilir.
Çatlak kalınlığı W, donatı ve betondaki uzamaların farkı olarak da yazılabilir.

Çatlak genişliğinin kontrolünün ana sebepleri, görünüşe ve geçirimsizliğe olan olumsuz etkisi ve donatı korozyonuna sebep olması olarak sayılabilir. Sıvı haznelerinde geçirimsizlik önemli olduğu için çatlak kontrolü önem kazanır. bazı deneysel çalışmalar korozyonun oluşumunun doğrudan çatlak yanında ,betonun içeriğinin daha etkili olduğunu göstermiştir. Ancak korozyonun başlama süresinin çatlak genişliği ile ilgili olduğu bildirilmiştir. Beton ile sarılmış donatının korozyonu için bir elektrolitik pil oluşması gerekir. Bu ise ,beton yüzeyinin karbonatlaşmanın donatıya erişmesi ile veya klorür tuzlarının beton içinden donatıya erişmesi ile başlar. Bu olayının ortaya çıkma süresi betonun çatlamış olup olmamasına ,ortama donatının beton örtüsüne ve betonun geçirgenliğine bağlıdır. Eğer çatlamışsa korozyon için gerekli süre çatlak genişliği ile doğrudan ilgili olacaktır.

Genel olarak korozyonun ortaya çıkmasına ;
a.)Ortamda klorür tuzlarının veya diğer korozif maddelerin bulunması,
b.)Relatif nemin %60'ı geçmesi
c.)Ortam sıcaklığının kimyasal tepkimeler artacak kadar yüksek olması.
d.)Islanma ve kuruma çevriminin bulunması etkili olur. Eğer donatı sürekli su içinde ise, su donatının oksijenle temasını engellediği için korozyon ortaya çıkmaz.

Çatlak genişliği ;İki çatlak arasında donatı ve beton uzamalarının farkı olarak ortaya çıkar. Yaklaşık olarak aynı çaplı ve donatı sayısı n kabul edilirse As=nز/4 ile betonun ihmal edilirse, en büyük çatlak genişliği Wmax.= σˢ/Es olarak hesaplanır.

Çatlak genişliğinin At çubuk etkili beton alanı , σˢ donatı gerilmesi ve c en alt donatının beton dış yüzüne olan mesafesi ile arttığı ve ʈь aderans gerilmesi ile azaldığı görülür. Bu nedenle W ortalama çatlak genişliği için TS500 de deney sonuçları ile desteklenen W=13x10⁻⁶(At.C)¹/ᶟ σˢ olmalıdır. Nevrürlü donatılar için verilen bu ifadenin ,düz donatı için 1.7 ile çarpılarak arttırılması olacaktır. Adrens gerilmesi azaldıkça,çatlak genişliğinin artması karşı gelmektedir. Kesitte donatı çaplarının farklı çaplarının olduğu durumda n donatı sayısı toplam donatı alanı en büyük çaplı donatı alanının bölünerek bulunur. Elemandaki çekme donatısı alanı gerekli olandan %20 fazla ise ile hesap edilen çatlak genişliği bu oranda azaltılabilir. Çatlak değerleri en büyük değerleri TS 500 de açıkça belirtilmiştir.



Peki taze beton çatlaklarını nasıl çözebiliriz;
Plastik rötreyi ve buna bağlı çatlakları azaltmak için alınacak önlemler şunlardır:
  • Beton döküleceği kalıbı ve donatı demirlerini nemlendirerek, kalıp elemanlarının, betonun suyunu emerek kurumasını hızlandırmalarına engel olmaktır.
  • Betonu güneşten (gölgelik yaparak veya akşam dökerek), sıcaktan (akşam dökerek) ve rüzgardan (rüzgarlık yaparak) mutlaka korunmalıdır.
  • Suyun buharlaşmasını önlemek için (ıslak çuval, naylon örtü örterek veya kür maddesi sürerek veya püskürterek yada talaş yaparak) (Foy spraying) yapmaya özen gösterilmelidir.
  • Yeterli sayıda ve beceride işçi kullanarak betonu hızlı döküm yaparak , mastarlanmalıdır.



  • Plastik rötre çatlakları yarım saat , kırk beş dakika içinde, yani daha betonlama işi tamamlanmadan çok önce başlayabilir. O nedenle betonlama işi devam ederken bitirilen bölümlerde koruma önlemlerinin alınması gerekebilir. Mastarlanılan bölgelere naylon örtülerek, nemli örtü örtülerek, kür maddesi sürülerek bu önlemler peyderpey alınmış olur. Önlem alınmadığı takdirde, beton sıcaklık, rutubet ve rüzgar durumuna göre az veya çok çatlar. Bu çatlakları azaltarak asgariye indirmek sizin elinizdedir.
  • Nevrürlü donatının sık kullanılması da taze beton çatlaklığını artıracaktır.
  • Elemanların çekme bölgelerinde TS 500 de verilen minimüm donatı koşullarının sağlanması gerekir.
  • Zararlı çevre koşularının bulunmaması
  • Donatı aralıklarının 200 mm'yi geçmemesini sağlanmalıdır.
  • Aşırı sıcaklarda çimento siloları beyaza boyanarak, straforla, alüminyum fulya, cam yünü ile kapatarak aşırı ısınması önlenmelidir.
  • Çok ince taneli kumun fazla miktarda kullanmayı terlemeyi artırmasına ve betonun ayrışmasınave çatlamasına neden olacaktır. Oysa plastik çatlaklar, terlemenin buharlaşmadan az olması durumunda ortaya çıkar.
  • TS EN 13 515 şartnamesine göre betonun en yüksek sıcaklıkla en düşük sıcaklık arası 20 derece olmalıdır.


Özelikle son 10 yıldır, şantiye şeflik makamının hukukda ki ve teknik mevzuatları sürekli değişmektedir. Kimi zaman Şantiye şefleri İSG sorumlusu oluyor , kimi zamanda hukuki görev ve sorumluluklarında değişimlere uğramaktadır.. Farklı mühendislik dallarının da pürsantaj derecelerine bakmadan Şantiye şefi görev ve yetkileri verildiğini görmekteyiz. Örneğin ;Basından duyduğumuza göre üst yapı inşaat projelerde jeo-fizik mühendislerin şantiye şefi olarak görev aldıklarını duyuyoruz. Büyük kompleks projelerde tecrübesiz genç arkadaşların saha mühendis görevi verilmeden direkt olarak şantiye şefi gömleğini giydirilmektedir.. Sadece ülkemizde betonla ilgili şartname , yönetmelik 200 adete yakın olduğu ve bu yönetmeliklerin dahi kendi içinde çeliştiğini bir çoğumuz bilmekteyiz.

Yapılması gereken ; STK lar , Bakanlıklar-Belediye ve üniversiteler ortak çalışmalar sonucu nitelikli olarak şantiye şefi 'nin görevi, hukuki süreçlerini tekrar gözden geçirerek sağlıklı şekilde düzenlenmesini umutla beklemekteyiz.


Teşekkürederim.

07.02.2015
Ahmet Özürün
İnşaat Mühendisi


Kaynaklar.....................;
  • TS EN 500
  • TS EN 13 515
  • TS EN 206-1
  • ASTM
  • Betonarme Yapılar(Prof.Dr.Zekai Celep-Nahit Kumbasar İTÜ)
  • Beton ve Beton teknolojisi(Yrd.Doç.Dr.Osman Şimşek)
6
İnşaat Mühendisliği / Beton Öncesi ve Beton Sonrası ...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Oca 17, 2017, 09:28 öö
BETON ÖNCESİ VE BETON SONRASI SUYUN ÖNEMİ VE TS EN 1008 BETON KARMA SUYUN ŞARTNAMESİ;

İnsanoğlu ve canlılar için ,suyun önemini hepimiz bilmekteyiz. Hatta insanoğlu yeni gezegen arayışlarında ise önceliği atmosfer ve su almaktadır. Biz İnşaat dünyası olarak beton karma suyu ve diğer evrelerininde, suyun ne kadar önemli bir bileşen olduğunu bilmek zorundayız.
Su ve çimentoda meydana gelen çimento hamurunda suyun çimentoya oranı ne kadar küçük olursa çimento hamuru o kadar koyu kıvamlı olur. Koyu kıvamlı hamurla elde edilen betonun basınç ve dış faktörlere dayanımı ve hacim sabitliği oldukça iyi netice verir.
Betonda uçucu kül ,taş unu ,silis dumanı ve kiremit veya tuğla unu kullanımı, betondaki s/ç oranını düşürmekte ve betonun su geçirgenliğini azaltmaktadır. Betonun gözenekli olması , su geçirgenliğini artırmaktadır. Suya karşı geçirgen bir betonun dayanımı düşmekte ve diğer özelikleri de olumsuz yönde etkilemektedir.

Beton su ile 2 şekilde karşılaşır. Bunlar karışım ve temas sularıdır. Beton karışım veya temas suyu, istenilen kalitede değilse betonda beklenmedik çatlamalar, parçalanmalar vb. sorunlar çıkarmaktadır.



a.)Karışım suyunun etkisi;
Beton karışım suyunda bazı zararlı kimyasal tuzlar bulunabilir. Karma suyundan toplam Cİ iyonları 500 ppm'i geçmekdikçe zararlı etkisi olmadığı belirtilmektedir. Klorür tuzları çimento içinde ki bileşenleri
etkinleşerek büyük hacimli tuzları meydana getirir. Klorür tuzunun cinsine göre bu ürünler değişmektedir. Kalsiyum klorür su içinde az miktarda bulunursa prizi çabuklaştırmak suretiyle mukavemet artışını hızlandırır. Fakat kalsiyum klorür miktarı fazla sularda olursa çimentolar için zararlıdır. Magnezyum klorür su içindeki konsantrasyonu %5-15 arasında olduğundan betonu tahrip eder. Su da ayrıca şeker oranı %0,05 geçmemelidir. Aksi takdirde çimentoda priz hızlandırıcı durum meydana gelmektedir.

Çözelti içinde tuz konsantrasyonu artıkça korozyon hızı artar. Bu artış NaCI konsantrasyonu 75 g. NaCI/kg. çözelti değerinde maksimuma ulaşır. Bundan sonra tuz konsantrasyonu arttığı halde korozyon hızının azaldığını görülür. Bunun nedeni tuz konsantrasyonu fazla olması durumunda oksijen çözünürlüğünün azalmasıdır. Çözelti içinde yeterli miktarda oksijenin bulunmaması korozyonu hızını düşürür. Ancak beton içinde tuz konsantrasyonu artıkça korozyon hızı artar.

Klor iyonları, betonarme demirlerin üzerinde pasif oksit filminin kırılmasına ve korozyonun daha kısa sürede başlanmasına neden olmaktadır.
Fe⁺⁺+2CI+2H₂O------Fe(OH)₂+2HCI
HCI----CI⁻+H⁺






b.)Temas Sularının Etkisi;
Bilindiği üzere temas suyu, betonun sertleştikten sonra karşılaştığı sudur. Bu sular, betonu olgunlaştırmak amaçlı olduğu gibi beton elemanın kullanım amaçlı da olabilmektedir. Beton elemanının kullanım amacı; Bir atık su arıtma veya uzaklaştırma tesisi, sulama kanalı, yüzme havuzu herhangi bir sıvı deposu, istinat duvarları, dalga kıran veya balıkçı barınakları, çöp yakma veya depolama tesisi, hayvan barınağı vb. olabilir. Şimdi betona olumsuz etkide bulunan kimyasal bileşikleri veya betonun karşılaşabileceği ortamların etkileri üzerinde biraz aşağıda bakalım.


b.1.)Saf suyun etkisi;
Saf sular, betonu oldukça kuvvetli şekilde etkilemektedir. Saf suların betonu çözme etkisi fazla olduğundan, doğadaki tuzları az miktarda da olsa çözdüklerinden saf su özelliğini çabucak kaybeder.

Saf suyun beton üzerinde ki etkisi şu şekilde olmaktadır.

Çimentoyu oluşturan trikalsiyum alüminat ve kalsiyum silikatlar suyun etkisiyle yapı değiştirirler.

3CaO.Al₂O₃+6H₂O→3Ca(OH)₂.Al₂O₃.3H₂O
Trikalsiyum alüminat

3CaO.SiO₂+nH₂O→3Ca(OH)₂+SiO₂H₂O
Trikalsiyum silikat

3CaO.SiO₂+nH₂O→2Ca(OH)₂+2CaO.SiO₂.H₂O
Trikalsiyumsilikat dikalsiyum silikat

3CaO.SiO₂+nH₂O→2Ca(OH)₂+CaO.SiO₂.H₂O
Trikalsiyum silikat monokalsiyum silikat

Bu reaksiyonda görüldüğü gibi saf su, çimento yapısından kireçi çözerek uzaklaştırmaktadır. Çözünme olayı, betonun temasta olduğu suyun kireçe doymasına kadar devam etmekte ve daha sonra durmaktadır. Bu nedenle eğer su durgun ise bir süre sonra betonun korozyonu duracak, eğer su akar durumda ise bu reaksiyonlar devam ederek betonu parçalayacaktır. Saf suyun betonu parçalanması; ortam ısısına, betonun porozitesine ve yüzey yapısına bağlıdır.


b.2.)Asitlerin etkisi;
Bütün asitler ;Kireç çimento, harç ve betonu kuvvetle etkiler. Bu etki sonucunda tuzlar ve koloidal silis meydana getirirler.
Beton üzerine en çok anorganik asitler (hidroklorik ve nitrik asitler)etkide bulunur Sülfürik asit ,güç çözünen kalsiyum sülfat meydana getirdiğinden reaksiyon yavaşlatır. Asitlerin etkisi, çimentonun cinsine bağlıdır. Kireç bakımından zengin olan çimentolar ise daha dayanıklıdır. Beton üretimde ,ister dayanıklı isterse dayanıksız çimento kullanılsın ,genelikle betonu asitlerden uzak tutmak gerekir.



b.3.) Sudaki İyonların Etkisi;
Klor iyonları normalde demir üzerindeki koruyucu pasif tabakanın kırılmasına neden olmaktadır. Demir Yüzeyinde yoğunlaşması koruyucu kabuğun bölgesel olarak kırılmasına neden olup, bölgesel korozyonun yoğun olarak başlamasına sağlamaktadır.
Klorun en yaygın olduğu kaynaklar ise aşağıdaki gibidir.

Yeryüzü ve yer altı suları klorür tuzları yönünden çok zayıf iken deniz suyunda tuz miktarı fazladır.
Deniz suyu; Deniz suyundaki klor, sahil boyunca ve sahilden birkaç yüz metre mesafede klor etkisine neden olmaktadır.

Beton yapıya klorürler değişik yollardan geçebilir,

Bunlar;
-CaCI₂ gibi priz-hızlandırıcı katkılardan,
-Beton yapımında kullanılan deniz agregasından veya tuzlu ortamdan elde edilmiş olan agregalardan.
-Kışın betonun üzerindeki buzlanmanın çözülmesi için kullanılan sodyum klorür veya kalsiyum klorür gibi tuzlardan,
-Deniz suyundan,
-Deniz yakın bölgelerdeki nedenleri,
-Klor etkisi,
-Karbonlaşma,
-Çatlama,


b.4)Karbondioksit Etkisi(Karbonatlaşma);
Betonda karbonatlaşma doğrudan CO₂ ile ilişkili olduğundan betona etkisi havadaki CO₂ miktarına bağlıdır. Kırsal alanlardaki temiz havada %0,03 kadar karbondioksit bulunmaktadır .Büyük şehirlerdeki havada genel olarak %0,3'e civarında iken sanayinin yoğun olduğu yerlerde CO₂ %0,3 den daha büyüktür. Yer altı suları da karbondioksit içermektedir. Betonun yüzeyi ile temas eden ve betonun içerisine giren CO₂, betonun içerisinde bulunan kalsiyum hidroksit ile reaksiyona girerek karbonatlaşmaya yol açmaktadır.

Karbonatlaşma, havadaki karbondioksit miktarının çok az olduğu durumlarda dahi yer alabilmektedir. Ancak bu durumda reaksiyon çok yavaş seyretmektedir. karbonatlaşma, beton yüzeyinde başlayarak, içeriye doğru ilerlemektedir. O nedenle yüzeye yakın bölgeler (yüzeyden 2.5-3.0 cm.) karbonatlaşmanın etkisi altındadır. Karbonatlaşmanın gerçekleşebilme hızı ,havadaki karbondioksit miktarının ve nem miktarının yanı sıra, betonun geçirimliliğine bağlıdır. Rölatif nemin %50 civarında olmasıda karbonatlaşmayı artırmaktadır. Rölatif nemin %25 den az veya %100 olması durumunda ,karbonatlaşma yer almamaktadır.

Karbonatlaşma sonucunda sertleşmiş çimento hamuru büzülme göstermekte, dolayısı ile betonda çatlaklar oluşmaktadır. Karbonatlaşma sonucunda, kalsiyum hidroksitin çözülmesi nedeniyle, betonun içerisinde mevcut olan alkalin ortam daha düşük düzeye inmektedir . Alkalinitenin azalması ile betonda karbonatlaşmanın yer aldığı bölgelerdeki betonarme demirlerinin korozyonu daha hızlı olmaktadır.

Karbondioksit gazı beton içindeki hidroksitler ile reaksiyona girerek , karbonatları oluşturur. Bu reaksiyonlar sonucu betondaki alkali ortam zayıftır. Betonu ve donatıyı dış etkilerden alkalinitlerdir. Beton içindeki alkalilik azalması demek çimentonun beton donatısının üzerine oluşturduğu oksit tabakasının zayıflamasına neden olur. Bunun sebebi, sodyum hidroksitlerin çözünebilme yeteneği daha az olan Na₂CO₂ 'e dönüştüğünden donatısının pasifleştirmesi açısında gerekli alkaliği sağlamak için ortama yeterli miktarda sodyum verememesidir. Dış yüzeyler hava ile temas halindedir .Bu dış yüzeyler karbone olurlar.

Etki tepki prensibine dayanarak geliştirilen beton test çekiçi deney yönteminde ,beton test çekiçi deney yönteminde ,beton basınç dayanımı yüzey sertliğinden hareketle yaklaşık olarak saptanabilmektedir. Karbonatlaşma sonucu yüzeyin sertleşmesi özelikle eski yapılar üzerinde yapılan beton basınç test çekiçi deneylerinde büyük yanılgılara yol açabilmektedir. Betondaki karbonatlaşmanın daha az olabilmesini sağlayabilmek amacıyla yapılması gereken en önemli işlem ,betonun mümkün olabildiğince geçirimsiz olarak üretilmesidir.


b.5.) Karbonatlaşma Derinliği tayini ;
Karbonatlaşma derinliğini belirlemek için beton mümkün olduğunca yüzeye dik kesip, kesilen temiz yüzeye indikatör sıvı püskürtmektedir. Karbonatlaşmış kısım renksiz kalırken, karbonatlaşmamış kısım sıvı ile reaksiyona girip renk verir...




b.6.)Betondaki pH Değerinin Etkisi;
Taze betonun pH değeri 12,5-13 civarındadır. Betondaki yüksek alkalinite portlant çimentosundaki C₃S ve C₂S ana bileşenlerinin hidratasyonu sonucunda ortaya çıkan kalsiyum hidroksitler tarafından sağlanmaktadırlar.
pH derecesi yüksek olan beton ,içinde gömülü çelik çubukları korozyona karşı koruyabilecek çok iyi bir malzemedir. Betonun içine sızan sulardaki tuzların ve karbonatlaşmanın etkisiyle zamanla betondaki pH değerinde azalma olabilmektedir. Betonun pH değerinin 9-10 gibi sayılara düşmesiyle ,çelik üzerinde ki koruyucu oksit filmi kırılmakta ,beton içinde ki çeliği korozyona karşı koruyamaz duruma gelmektedir.


b.7.)Oksijen Difüzyonunun Etkisi;
Beton içindeki donatının korozyonu, katotda oksijen indirgenmesi reaksiyonu ile yürür. Bu nedenle korozyon hızı, beton içine difüzlenen oksijen hızına bağlıdır. Beton bünyesine oksijen girişi engelenebilirse ,korozyon tamamıyla önlenebilir.

Betonarme demirlerinin farklı miktarda hava alması durumunda, az hava alan bölgeler anot, çok daha hava alan bölgeler katot olur.Bu durumda şiddetli derecede korozyon gerçekleşir. Beton içine oksijen difüzyonu kuru betonlarda daha hızlıdır. Oksijen beton içinde suda çözünmüş halde bulunmaktadır.


b.8.)Deniz Suyunun Etkisi;
Deniz yapılarının alınması tedbirler şöyle olmalıdır.;
Deniz sularının içerisinde klorür iyonunun bulunuyor olması, sülfat reaksiyonları sonucunda ortaya çıkan ürünlerin daha az genleşme yaratmasına neden olmaktadır. Klorür, sülfat hücumu sonucunda betonun içerisinde oluşan alçıtaşının ve etrenjitin bir miktarının çözünerek ,betonun yüzeyine çıkmasına yol açmaktadır.

Deniz sularının gel-git hareketleriyle yükselip alçalması sonucunda beton yüzeyinin bir bölümü, ıslanma-kuruma devirlerinin etkisinde kalmaktadır .Bu tür ıslanma-kurunma durumu ile karşı karşıya kalan beton devamlı olarak su içerisnde bulunan betona göre çok hasar görmektedir. Dalgaların aşındırıcı etkilerinin yanı sıra ıslanma-kuruma etkisiyle/yüzeydeki çimento hamuru ve ince agrega yok olmuş,iri agregalar tamamen açığa çıkmış ve duvar kütle kaybına uğramıştır.

Deniz suyunun etkisine maruz kalacak betonların üretiminde kullanılan s/ç oranı 0.45'i geçmemelidir.

Deniz sularının beton yapılarına esas zararı,bu tür sularda bulunan klordan kaynaklanmaktadır. Deniz suyundaki klor, betonun içerisindeki demir donatıların korozyonunu hızlandırmakta betonun parçalanmasına yol açmaktadır.


Pis sulara karşı dayanıklılık;
Kanalizasyon sularının pH değeri yaklaşık 7 civarındadır. Eğer buna endüstriyel atık sularda karışıyorsa pH değeri değişiklik gösterir. Bazı kükürt bileşikleri nedeniyle veya bakteri bozulmalarıyla pis su ,hidrojen sülfür ihtiva eder. İşte bu gaz nem ve havadaki oksijen ile birleşerek sülfürik aside dönüşür. Ardından bu kimyasal su malzemesi betona zarar verebilir. Bu sebep den dolayı betonun yüzeyleri kaplama yapılmalıdır.


Sonuç;
Beton karışımda suyun bu kadar önemli olması nedeni, beton basınç değerleri ve beton çatlakları, renk ve adrens gibi değerlerin çok hassas olduğunu ve bunların sağlıklı olması gerekmektedir. Özelikle zor coğrafyalarda, bu koşulları sağlayamayan su cinsleri ile çalışmak zorunda kalındığında ise ,beton sonrası ciddi hasarlar meydana gelmektedir.

Son zamanlarda özelikle BASF ar-ge elemanları kirli suların katkılarla arındırılması konusunda ciddi bir çalışmaları bulunmaktadır;
''' Yeni geliştirilen polimer katkı ile agrega kaynak kalite süreksizliğinin, betonun kalite sürekliliğini olumsuz etkilemesinin önüne geçilebilir ve böylece problemli agregalarla yapılan taze betona yeni geliştirilen bu kimyasal katkı katıldığında, taze ve sertleşmiş beton özelliklerinde kalite sürekliliği sağlanmaktadır. '''

Tabii henüz yasalaşmayan bu süreçi bizler ve bilim dünyası, bu ar-ge çalışmalarını merakla beklemekteyiz.

Teşekkürederim.
Saygılarımla..

02.01.2015
Ahmet ÖZÜRÜN
İnşaat Mühendisi


Kaynaklar;
-ASTM,
-TS-EN,
-Beton ve beton teknojisi (Yrd.Doç.Dr.Osman Şimşek),
-İstanbul İMO makaleleri,
-THBB makaleleri,
-ODTÜ makaleleri,
7
Serbest Kürsü / BİLECEKSİN!
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Ksm 18, 2016, 07:10 ös
BİLECEKSİN....!


·        Şantiye şefi(Devlete sorumlu) isen proje müellifinden proje data girişlerini istemeyi BİLECEKSİN...! Bileceksin ki ,proje müellifinin fen ve bilime nasıl yaklaşdığını  daha iyi BİLECEKSİN..!(DBBYH-2007,TSE 500,TSE 498 hatim edeceksin)

·        Hayali KAKS çizen mimara satılık olduğunu hissedirmeyi BİLECEKSİN..!

·        Zemin etüdlerini mümkünse başında durmayı ,duramayacaksan da, işlemden sonra muayene çukurlarını derinlik test yapılmasını BİLECEKSİN..!

·        Zemin etüd numunelerinin örselenmeden sandığa konulmasını BİLECEKSİN..!

·        Zemin etüdü yapan firmanın ,zemin etüd yaparken 360 derecelik filmleri,sandık resimleri,spt,muayene çukurunu her metresini sesli ve görüntülü filmlerini istemeyi BİLECEKSİN..!

·        Hafirayatı kg.anlaşarak  şantiyeye kantar düzeneğini yapmak istediğini yukarıya anlatmayı   BİLECEKSİN..!

·        Hali hazır ölçümleri dışarıya SMMM haritacısına teyit etirmeyi BİLECEKSİN..!

·        Zemin çalışmalarında'' jet grout'un'' çimento miktarlarını takip etmeye BİLECEKSİN..!

·        Zemin çalışmalarında fore kazık derinlik testi yapmayı BİLECEKSİN...!

·        Zemin çalışmalarında fore kazık beton dökümü tremi ile dökülmesini BİLECEKSİN..!

·        Temel ve yol altı malzemelerin tamamının , kamyon üstünde ve çuvalda yoğunluk hesabını BİLECEKSİN..!

·        O,3 kum ve elek malzemlerin karışık hatta topraklı gelmesini BİLECEKSİN..!

·        Betonu kg.anlaşmayı BİLECEKSİN..!

·        Siyasi görüşü ne olursa olsun fen ,bilim ve hukuğa saygısı olan teknik arkadaşlarla iletişim kurmayı BİLECEKSİN..!

·        Kerestecinin 10/10 malzemesinin 9,3/9,3 gönderdiğini BİLECEKSİN..!

·        Kırmataş malzemelerin taş tozu ile filmlenmesini BİLECEKSİN..!

·        Beton santralini denetlerken KGS (KGS yoksa konuşmaya bile değmez)denetim raporlarını istemeyi BİLECEKSİN..!

·        Demir siparişinin tedarikçiden analiz raporlarına  tır plakalarını işlettirmeyi BİLECEKSİN..!

·        Demir tedariği yapan tırları denetlemeyi bileceksin(TSE 708/2010)

·        Beton yapı labarotuvarların tüm cihazlarının kalibrasyon muayenelerini tutmayı BİLECEKSİN..!

·        Beton yapı labarotuvarını ara baskınları(havuz ve kırım,çekme deneyleri gözlem) yapmaya BİLECEKSİN..!

·        Şantiyelerde tüccar mühendisi değil,ilkeli mühendis olmayı BİLECEKSİN..!

·        Şantiyelerde metraj-irsaliye kontrol tabloları yapmayı BİLECEKSİN..!

·        Şnatiyeye TSE malzeme olmasını mutlak BİLECEKSİN..!

·        Naylon imza atan,diploma kirası veren mühendislere  selamdan öteye yol olmadığını BİLECEKSİN..!

·        Hakedişi şişirmeyi çalışan zihniyete hayır demesini BİLECEKSİN..!

·        Yapı denetimi icra hakkını veremeyen firmaları bakanlığa şikayet (şikayet en iyi armağandır)etmeyi BİLECEKSİN..!

·        At hırsızı müteahhit ve taşaronların malzemeden çalmalarını şerefinle engel olacaksın, olacaksın kiiii,,,bu memleketin öksüz,yetimin kul hakkının  peşkeş çekilmeyeceğini  onlara bir bir anlatmayı da   BİLECEKSİN...!

·        BİLECEKSİN Kİ GELECEK NESİLLERE BU DÜNYANIN EMANET OLDUĞUNU VE ŞEREFİNLE ONLARA  TESLİM ETMEYİ BİLECEKSİN....!


18.11.2016
Ahmet Özürün
İnşaat mühendisi
8
İnşaat Mühendisliği / Epoksili Ankraj Donatı Çeliği ...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Ksm 11, 2016, 02:24 ös
EPOKSİLİ ANKRAJ DONATI ÇELİĞİ  İLE FİLİZ EKİMİ VE BU TESTLE İLGİLİ ŞARTNAMELERİN KARŞILAŞTIRILMASI - AHMET ÖZÜRÜN (28/01/2016)

Sanat yapıları ,liman, su-arıtmaları , baraj gibi özel projelerde sürekli iç içe olduğumuz birçok anlarlarda ,   epoksili ankraj  donatı çeliği filiz  ekimini  proje gereği karşılaşmaktayız.Hatta deprem bölgesi olan ülkemizde orta hasarlı güçlendirme projelerinde  kaçınılmaz olarak donatı çelik filiz ekimi  kullanmaktayız. Epoksili ankraj donatı çelik çekme testi nasıl yapılmalıdır.Nelere dikkat edilmelidir.? Bu konuda TSE 708,TSE 500 ve DBYBHY'e 2007 ve diğer kaynaklara birlikte inceleyelim.

A.) Türkiye yönetmelikleri;

-TSE 708 göre;
Rm/Re=Demir kalitesi(Çizelge 3)
Nd=As*Rm(mm/kN)

TSe 708(2010) bakıldığı zaman ''beton konik kopması , beton parçalanması,göçmesi''  gibi bir çalışma olmadığını görüyoruz.Bir güçlendirme yapıda beton sınıfı ile ilgili bir çalışma yapılamadığı halde  sadece çelik için yapılan bir çalışma bizi ne kadar doğruya götürecektir?Özelikle güçlendirmeli yapılarda beton basıncları çok düşük olan orta hasarlı yapılarda neye göre donatılı filiz çekme  kuvveti  alınmalı ve  ne kadar sağlıklı olacaktır..Beton sıyrılması veya kopması karşısında donatı çeliğin  çekme kN ne olacaktır.?







-DBYBHY'e 2007  Deprem yönetmeliğine göre
2007 yılında  ilave edilen  7. bölümle birlikte ankraj  donatı çeliğin çubuklarının kesme tasarımında yönetmeliğimiz olan 7.10.5.1 'de;'' En küçük ankraj çubuğu 16 mm,en az ankraj derinliği çubuk çapının on katı ve en geniş çubuk aralığı 40 cm olmalıdır.''

-TS-500'deki;
Sürtünme kesmesi esaslarının kullanılması gerektiği belirtilmektedir.  
İncelediğimizde;



   
Burada;
Vr=kesme kuveti
Awf: Birleşme düzlemine dik doğrultuda düzenlenmiş donatı çubuklarının toplam alanı
fyd: Boyuna donatı hesap akma dayanımı
μ: Sürtünme katsayısı şeklinde ifade edilmiş olup, sürtünme katsayısı değeri TS500 de şu şekilde tanımlanmıştır:
μ= 1.4 --- Bir döküm beton (monolitik)
μ= 1    --- Sertleşmiş beton ile yeni betonun birleştiği yüzeylerde pürüzlendirilmiş yüzey (pürüz ≥ 5 mm)
μ= 0.6 --- Pürüzlendirilmemiş yüzey
μ= 0.7 --- Çelik profil ve betonun birleştiği yüzeylerde



Kesme kuvvetinin donatıda çekme oluşturması durumunda;


Kesme kuvvetinin basınç oluşturması durumunda;


  Burada;
αf: Kesme sürtünme donatısının kesme düzlemi ile yaptığı dar açı
fcd: Beton tasarım basınç dayanımı (25 Mpa'dan büyük alınamaz.)
Ac: Kesit alanı
  şeklinde ifade edilmektedir.


Fakat çekme için ankraj çapı alt sınırı olarak 16 mm, ankraj gömülme derinliği alt sınırı olarak çubuk çapının 10 katı ve en geniş çubuk aralığı için ise 40 cm kısıtlamaları getirilmektedir. Bunun yanında ankraj çapı için bir üst sınır ve ankraj aralığı için bir alt sınır belirtilmemiştir. Ayrıca ankrajların serbest kenardan uzaklıkları için bir alt sınırdan da bahsedilmemiştir. Betonarme perde ile mevcut çerçeve ve betonarme perde ile temel arasındaki yük aktarımını sağlayan ankrajlarda farklı hasar şekilleri dikkate alınmaksızın sadece donatı kapasitesine bağlı bir tasarımın yanıltıcı sonuçlar verebileceği gözden kaçırılmaması gereken bir gerçektir. Özellikle beton dayanımının düşük olması durumunda bu şekilde yapılacak yanlış bir ankraj tasarımı tüm sistemin performansını olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple düşük dayanımlı betonlara ekilen kimyasal ankrajların performanslarının araştırılması hayati öneme sahip bir konudur. Ankraj çekme dayanımının belirlenmesi için ACI 318  farklı göçme şekillerinin dikkate alındığı bir yaklaşım benimsenmiştir. Diğer yandan, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007)'de ve TS500 de ankrajların çekme tasarım dayanımlarının belirlenmesi konusunda herhangi bir  hüküm verilmemiştir.


B-)Ülkemizde ki üniversitelerin yaptığı çalışmalar ise ;

Elimizden geldiği kadar inceleme yaptığımızda İTÜ öğretim görevlilerin çalışmaları aşağıda görmekteyiz.

Ankraj kuvveti;
Nd=fyd.As

Ankraj  filizlerin tahkiki;
σ=V/2.ƪ

Beton  kayma gerilmesi tahkiki;
Ґ=V/As

Ґ=Kayma gerilmesi
V=taban kesme kuvveti
Nd=Eksenel kuvvet,
fyd=Boyuna donatısının akması
As=Kesit alanı
σ   = Yapı çeliğinin akma gerilmesi,
Ncb= Eksenel çekme kapasitesi,
ƪ=uzunluk

Sizlerinde  veya hocalarınızın bu konuyla ilgili paylaşımları , makalesi varsa forum sayfasında paylaşırsanız çok daha keyifli bir çalışma olacaktır.


C.)Amerikan Betonarme şartnamesini( ACI-318) incelediğimizde;

Çekme etkisi altındaki kimyasal ankrajlar, göçme mekanizmalarının oluşumuna göre beş şekilde sınıflandırılabilirler (Cook 1993, Eligehausen vd., 1984, ACI355, 2007)
Bunlar;

1. Ankraj donatısının kopması
2. Ankraj donatısının sıyrılması
3. Betonun konik kopması
4. Konik kopma ve sıyrılmanın birlikte oluşumu
5. Betonun yarılarak göçmesi

Ankraj donatısının kopmasına, küçük donatı çaplı ankrajlarda ve yüksek beton dayanımına sahip ya da derin ankrajlarda rastlanır (ACI355, 2007). Bu göçme tipi ankrajın göçme yükünün üst sınırını belirler. Delik cidarında yapışma dayanımın aşılması ile sıyrılma gerçekleşir (Eligehausen vd., 1984, Goto vd., 1993). Sıyrılma yükü; Kullanılan kimyasal ve betonun özelliklerine ve birbiri ile etkileşimine bağlıdır (Peier, 1983). Malzemenin yapışma dayanımının yetersiz olması, kötü kür, tozlu yüzeyin temizliğinin yetersizliği gibi durumlarda sıyrılma görülür (Cook, 1993). Sıyrılma tipi göçme sonucu büyük çatlaklar görülmez (Goto vd., 1993).

Yeteri kadar derin olmayan ankrajlarda betonun çekme gerilmelerini karşılayamadığı durumlarda konik kopma biçiminde göçme mekanizmasına rastlanır. Daha derin ankrajlarda ise sıyrılma ve beraberinde konik kopma biçiminde göçme görülür. Kılcal çatlakların koni biçiminde oluşmaya başlaması ile yapışmaya çalışan boyu aniden kısalan ankrajda, yapışma dayanımına aniden ulaşılması ile konik kopma ve sıyrılma birlikte oluşur (Cook, 1993 Eligehausen vd., 1984, ACI355 2007, Cook vd., 1993).

c.1) Donatının kapasitesi;
Donatının koptuğu ankrajların kapasitesi için ACI 318'de verilen  formüle baktığımızda;

Nsa=n.Ase.futa

Bu denklemde n =ankraj sayısıdır, futa = 860 MPa

c.2)Beton Koni Kapasitesi

Ncb=Anc/ANco. Ψed,N. ΨCN. ΨCPN.Nb

ANc beton öngörülen göçme alanı, ANco 1.5 hef kenar mesafesi olan ankrajın öngörülen göçme alanı, Ncb, nominal beton göçme dayanımı, Ncb ise Beton koni kapasitesidir.

Anco=9h²ef


hef değeri ankrajın etkin gömülme derinliğidir.

Nb=kc√fc'hef¹'⁵

Sonradan ekilen ankrajlar için kc değeri olarak 17 alınır. fc ise belirlenmiş beton basınç dayanımıdır.  

ca,min değerleri ankrajin kenara olan en yakın mesafesidir. ca,c değerleri ankrajın kritik kenar mesafesi olarak tanımlanmaktadır.

Ψed,N değeri serbest kenara olan uzaklıkla ilgili azaltma katsayısıdır, Ψc,N değeri ise betonda çatlak bulunması ile alakalı azaltma katsayısıdır.

Betona sonradan ekilen ankrajlarda ise

Camin≥1,5hef            Ψed.N=1
Camin.≤1,5hef         Ψed.N=0,7+0,3Camin/1,5hef
ΨcN=1,4
Ca.min≥Cac         Ψcp.N=1.0
Camin≤Cac       Ψcp.N=Camin/Cac


c.3)Sıyrılma kapasitesi;

Np=0,9fc'eh.do

Np değeri ACI 318'de tanımlanan esas sıyrılma kapasitesidir, Npn değeri ise nominal sıyrılma kapasitesi olarak tanımlanmıştır. f c belirlenmiş beton basınç dayanımıdır, do değeri ise ankraj donatı çapıdır.  eh değeri ise ankraj donatının J veya L tipinde kancalı olmasına göre değişen bir katsayıdır.

Npn= Ψc,p.Np

Ψc,p değeri betonda çatlak olmasıyla ilgili bir azaltma katsayısıdır.
Ψc,p=1,4
3do≤eh˂4,5do

ACI 318 sonradan ekilen ankrajlar için sıyrılma kapasitesinin hesapla bulunmasını değil, deneysel olarak elde edilen verilerden %95 güvenli yönde kalacak şekilde nominal sıyrılma dayanımının hesaplanmasını öngörmektedir.




D.)Kimyasal malzeme Ar-ge mühendislerinin çalışmaları sonucu lisansını aldıkları  formül tasarımlarını  incelediğimizde ise ;

hef = efektif ankraj derinliği (mm)
fcm = beton basınç dayanımı (N/mm2 )
Scr = komşuluk (ankraj aralığı) mesafesi
Ccr = kenar mesafesi (mm)
hO = delik derinliği (mm)
dO = açılmış delik çapı (mm)
d = saplama veya donatı nominal çapı (mm)
NRK = Karakteristik çekme yükü (kN)
VRK = Karakteristik kesme yükü (kN)
Nrec = Tavsiye edilen yük = NRK' nın yerel normlarda belirtilen toplam güvenlik faktörüyl faktörüyle çarpımı (kN)
RfcN = Kenar mesafesi azaltma faktörü, sadece çekmede
RfcV = Kenar mesafesi azaltma faktörü, sadece kesmede
RfsN = Komşuluk mesafesi azaltma faktörü, sadece çekmede
RfsV = Komşuluk mesafesi azaltma faktörü, sadece kesmede

Çekme yükü taşıma kapasitesi denklemi:  Nrk=hef-50/2,5
Kesme yükü taşıma kapasitesi denklemi: Vrk=hefxfcmx0,5/1000





Bu Konumuzla ilgili bir şantiye seçilerek bazı çalışmalar  yapmak istediğimizde ,
Ege zemin A.Ş. Avcılar Liman şantiyesi  sahası kullanılmısı seçimi yapılmış olup ,kimyasal malzeme olarakta Hilti Hit Re 500 kimyasal malzeme seçimi yapılmıştır. Ar-ge mühendislik çalışmaları resimlerde  görülmektedir. Yaklaşık 6.000 adet ekilen epoksili ankraj çelik filizlerinde %10 teste tabii tutulmuştur. Çelik filiz çekme testi için Türkiye laboratuarlarından olan  ABM Yapı laboratuvar  (İzmit ;TSE,TÜRKAK ve Çevre Şehirçilik bakanlığı   lisanslı )bizlere eşlik etmiştir.

Donatılı çelik filiz ankrajların ekilmesi ;
Filiz ekimden önce beton yüzeyi tozdan ve nemden arındırılmıştır. Bu işlemlerde hava  kompresör kullanılmıştır. Ankraj ekim işlemleri yapılmadan önce delik yerleri mutlak süretle gerekirse elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir. Ekimlerden önce açılan delikler yağsız ve kuru basınçlı hava ile yeterince temizlenmelidir. Özelikle açılan demir filiz soketlerinin  temiz ve kuru olmasına önem verilmelidir. Delik içerisinde gevşek parçacıklar  var ise uzaklaştırılmalıdır.Kompresörler bile yağsız tercih edilmelidir.







Ortamdaki hava tozdan tamamen arındırıldıktan sonra ankraj karma işlemleri başlamıştır. Hilti Hit Re 500 Bileşenleri teknik kılavuzunda belirli olan karışım oranlarında karıştırılan epoksi kimyasal yapıştırıcılar karıştırıldıktan sonra yerine uygulanmıştır. Filiz ekimler tamamen profesyonel bir ekip tarafından yapılmıştır. Ekimlerde delik içinde hiç hava kalmaması sağlanmıştır. Ekimlerde öncelikle epoksi yapıştırıcı delik içinde belli seviyeye kadar doldurulduktan sonra ile donatı yüzeyine de boşluk kalmayacak şekilde sürülerek ankrajlar ekilmiştir. Ekimlerde donatılar ekseni etrafında çevrilerek içi kimyasal yapıştırıcı ile dolu deliğe yerleştirilmiştir ve delik içinde havanın kalıp  kalmadığı takip edilmelidir.. Gerektiğinde deliğe tekrar epoksi doldurularak ekim yenilenmelidir.. Bir ankrajın ekim işlemi donatı çapına ve derinliğine de bağlı olarak genellikle 10 dakika  süre içerisinde yapılmaktadır.. Ekimi tamamlanan ankraj çubuğuna dokunulmadan diğer deliklere ankrajlar ekimi devam edilmelidir..Testin yapılması için +5 ve +30 derece sıcaklık arası en az 24 saat ile 48 saat arası zaman dilimi seçilmiştir.

Kimyasal  yapıştırıcıları biraz inceleyecek olursak;


Ankrajlar, etkisi altında oldukları kuvveti derinliğince oluşan aderans ile betona aktarırlar. Ankrajlarda yapıştırıcı malzeme olarak reçine malzemeler kullanılır. Reçinelerin; polyester, vinylester, epoksi, poliüretan, akrilik olmak üzere çeşitleri vardır. Epoksi  ankraj çubuklarında kullanılan en yaygın bağlayıcı polimerlerdir. Sertleştirici polimer ile reçine karıştırıldıktan sonra deliğe doldurulur, kum ilavesi yapılan türleri de vardır. Ankraj elemanları mevcut elemanlar arasında iyi bir yük aktarımının sağlaması için açılan deliklerin iyice doldurulması ve ankraj macununun uygun kıvamda ekiminin yapılması gerekir. Kimyasal ankrajlarda; sertleşmiş mevcut betona delici uçlu alet yardımıyla açılan deliğe doldurulan kimyasalın ara yüzeyde oluşturduğu yapışma yardımıyla ankraj donatısının beton ile birlikte çalışması sağlanır.

Donatının kopması biçiminde hasarın ideal ankraj davranışı olduğu bu hasar biçiminin sünek bir göçme ile gerçekleştiği için söyleyenebilir, ayrıca en yüksek kapasite değerleri de ankraj donatısının koptuğu durumlarda elde edilmektedir. İdeal ankraj davranışı olan donatının koptuğu durumdaki gerilme-şekil değiştirme grafiği verilmiştir. Donatının kopması biçiminde hasar, donatı akma dayanımına ulaştıktan hemen sonra da gerçekleşebilir. Konik kopma biçiminde hasar donatı akma dayanımına ulaştıktan sonra ya da akma dayanımına ulaşmadan da gerçekleşebilir. Konik kopma hasarı gevrek bir hasar türü olduğu için ani bir dayanım kaybına neden olur. Sıyrılma hasarı, donatı akmaya başlamadan, akarken yada pekleşirken gerçekleşebilir.
Çekme deplasmanları,beton için gereken uygulama torkunun yarı değerlerinde çatlaksız beton için geçerlidir.

Pamukkale üniversiteninde yapmış olduğu deneyelerde ;
Donatı çapının 15 katı derinliğe ekilmiş ankrajlarda özellikle 12 mm çapındaki B-420-C donatısının göçme biçiminin gömülme derinliğinin 10 katı olduğu durumdan çok farklı olmadığı deneyler sonucu  görülebilmektedir. 16 ve 20 mm çaplı        B 420 C  donatılarda 15 kat  gömülme derinliğinin bazı numunelerde yeterli sonuç verdiği bazı numunelerde ise donatıda pekleşme başladıktan sonra göçmenin başladığı  deneylerde görülmektedir.Büyük donatı çaplarına sahip ankrajlarda gerilme yığılmalarının oluşturduğu ani göçme tiplerinin de bu deney sonuçlarında etken olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Kimyasal ankrajlarla ilgili olarak literatürde yer alan çalışmalar derlenerek ankraj dayanımını etkileyen faktörler irdelenmiştir. Bağlayıcı cinsi, ankraj deliğinin temizliği, ankraj deliğinin ıslaklığı, yüksek sıcaklık ve sünme, ankraj kenar uzaklığı ve ankrajlar arası uzaklık, ekme boyunun etkisi, beton dayanımının etkisi, ankraj çapının etkisi, kısa kür süresi etkisi ve ankrajların bağlılık durumlarına göre ankraj performanslarını değerlendirmiştir. Sonuç olarak ankraj dayanımını etkileyen faktörlerden bağlayıcı cinsi ve ankraj deliğinin temizlik durumunun diğerlerine göre daha baskın olduğu görülmüştür. Ekme boyunun ve beton sınıfının belli bir değere kadar etkili olduğu daha sonrasında ise dayanıma etkisinin sınırlı kaldığı gözlenmiştir.






Sonuç;
Ülkemizde epoksili çelik ankraj filiz çekme testi bu belirsizlik içinde devam ederken proje müelifi,şantiye şefi,yapı denetim proje denetcisi,laboratuar denetcisi karşı karşıya gelmektedir. Bu sorunun çözümlenmesi için öncelikle TSE'nin bu konuyu net bir açıklık getirmesi gerekmektedir.Çünkü bilim çağı olan dünyamız kimya alanında hayran bırakacak buluşlarla her an  karşı karşıya  gelmektedir.Devletinde bu olaya gelişmiş ülkeler gibi kendini revize etmesi ve güncelleşmesi gerekmektedir.
Şartnameleri  güçlü olan ülke zaten ekonomide de güçlü olacaktır.

TSE  neler yapmalıdır ?;

1.)Çekme testi yapılacak yerin mutlaka beton karot sonuçları alınmalı ve betonda yüzey karbonatlarının tescillenmesi(beton yaşı)  ve bilinmelidir..
2.)Beton yaşı belirlenen  yerin filiz ekim derinliği tablo halinde belirlenmesi,
3.)Türkiye'de kullanılacak kimyasal malzemelerin  TSE onay almaları  mecburiyeti  olması ,
4.)Epoksi filiz ekimi için yapı sınıfı ve coğrafi haritası belirlenmeli ve buna göre tolerans kotalarının  çizelgeyle düzenlenmesi.
5.)1.derece deprem bölgesi yerlerde projelerde   çeliğin kalitesi  mutlaka  B 420 C  kalitesi mecbur hale getirilmeli ve epoksili çekme testini yapmadan önce de çeliğin Agt(uzamasını) belirlenmelidir.
6.)Filiz çapının belirlendiğinde filiz  delik çapının tablo halinde şekillenmesi,
7.) Delik çapları toleransları bu hesaba dahil edilmesi gerekmektedir.(Özelikle nervürlü demirlerin dişleri  delik çapını genişletmektedir.)
8.)Tüm bu argümenler toplanarak tablo haline getirilmesi gereğini düşünmekteyiz.


Sizler okuyarak zaman ayırdığınız için ve ayrıca bu makalenin  gerçekleşmesine yardımcı olan Ege Zemin A.Ş. , ABM yapı  labarotuvar ,Hilti-Hismak ailesine de teşekkürlerimi sunarım.

28.01.2016
Ahmet Özürün
İnşaat Mühendisi


Kaynaklar ;
ACI 318 2008, Building code requirements for reinforced concrete, American Concrete Institute, Detroit, USA.
ACI 318 2005, Building code requirements for reinforced concrete, American Concrete Institute, Detroit, USA.
TSE 500
TSE 708(2010)
DBBHY (Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007)'de)
Çelik Yapılar  kitabı; Prof.Dr Hilmi Deren  (İTÜ öğretim görevlisi)
Deprem mühendisliğine giriş ve depreme dayanıklı yapı tasarımı kitabı;Prof.Dr.Zekai Celep
Pamukkale Üniversitesi çalışmaları,
9
İnşaat Mühendisliği / Silindirle Sıkıştırılmış Beton...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Ekm 29, 2016, 09:56 ös
SİLİNDİRLE SIKIŞTIRILMIŞ BETON YOLLARIN ,TÜRKİYE ŞARTLARINA GÖRE UYGUNLUĞU;


Silindirle Sıkıştırılmış Beton;(SSB kodu ile tanımlanacaktır.)

Silindirle sıkıştırılmış beton öncelikle kütle beton olan barajlarda uygulamaya başlanılmış, fakat endüstriyel saha zeminlerinde tercih edilen SSB kaplamalar;Son yıllarda, yüzey pürüzlülüğü nedeniyle dünyada önceleri daha çok ağır yük taşınan yollarda , düşük hızla gidilen şehir içi yollarda ve şehirlerarası anayollarda uygulanmaya başlanılmıştır.

Dünya'da ilk önce Amerika Birleşik devletlerinde başlayan SSB yol daha sonraları Fransa, Almanya, Norveç, İsveç,Finlandiya, Danimarka, Almanya, Avusturya, Arjantin ve Japonya gibi ülkelerin her birinde SSB yol inşa edilmektedir.,Şili, Uruguay, Meksika, Kolombiya, Ekvator ve Güney Afrika gibi ülkelerde çok az veya deneme yolu olarak kullanılmıştır.

Özellikle yurtdışında SSB yolların son zamanlarda tercih edilerek uygulanmaya başlandığı yerler şu alanlardır;
- Endüstriyel tesislerin saha içi yolları ve park alanları
- Intermodal taşımacılık sahaları, limanları, ve yükleme iskeleleri
- Tır yükleme alanları, toplu eşya depolama alanları ve dağıtma

Merkezleri,
- Düşük hacimli kırsal ve kentsel yollar,
- Askeri yükleme alanları, ön ve arka operasyon sahaları, hava meydanları,
-Araç bakım alanları,
-Uçak park alanları,
- Eğlence aracı depolama alanları,
-Büyük ticari otoparklar,
- Kereste ve tomruk tesislerinin sahaları ve saha içi yolları,
- Otoyol banketleri,
- Trafiği yönlendirmek için hızla inşa edilen geçici seyahat şeritleri,

Donatısız,Derzli-Donatılı, Sürekli -donatılı olmak üzere üç şekilde SSB yollar uygulanmaktadır.




SSB nin mukavemeti yaklaşık 250 yıl kullanım ömrü olduğu beklenmektedir. Aşağıda yapılan karışım deneyleri tablolar halinde anlatılmaktadır. Uçucu küllü ve külsüz çeşitli SSB karışımlarının ortalama değerlerini aşağıdaki tablolarda görmekteyiz.

SSB yollar; iri ve ince agrega, bağlayıcı malzemeler (çimento, uçucu kül, cüruf vb.), su ve gerektiğinde kimyasal katkılarla yani geleneksel beton kaplama karışımındaki aynı malzemelerin farklı oranlarda karıştırılmasıyla imal edilir. Tıpkı geleneksel beton üretiminde olduğu gibi bileşenlerin doğru seçimi kaliteli bir SSB karışımı için önemlidir.

SSB ile GBY arasındaki önemli karşılaştırma(Kaynak; Prof.Dr.İsmail Özgür YAMAN makalesi (ODTÜ öğretim görevlisi)



Geleneksel Beton ile , SSB malzeme karşılaştırmaları;



Mukavement değerleri;



Aşağıda ki tabloda Silindirle Sıkıştırılmış Beton malzeme karışımları görülmektedir.(Kaynak Ege Üniveristesi makaleleri)



Beton basınç sonuçlarını bakılacak olursa;



-Silindirle sıkıştırılan Beton nasıl çalışmalardan geçer;

SSB yol yapımı genel hatlarıyla aşağıdaki işlemlerden oluşmaktadır:
- Taban zemini, temel ve alt temel hazırlanması
- Beton karışımın hazırlanması
-Taşıma
- Yerleştirme
- Sıkıştırma
- Gerektiğinde derz yapımı
-Kür ve bakım
-Test şeridi yapımı

Türkiye'deki gerçek anlamdaki ilk SSB yol uygulaması Denizli Belediyesi tarafından yapılmıştır. Antalya'da pilot uygulaması görülmüştür.. Bu Belediyeler tarafından hala tercih edilmektedir.

Denizli Büyükşehir belediyesi Fen işleri ile görüştüğümde SSB yolların, 2009 yılından itibaren hiçbir sorun yaşamadıklarını diğer yollarla mukayese edildiğinde daha az deforme olduğunu , Denizli Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, asfaltla Silindirle şıkıştırılan beton (SSB)yolla arasında yapılan fiat analizin %25 daha ekonomik olduğunu tarafıma bilgi olarak aktarmıştır.



Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) 2007-2011 yıllarına ait stratejik planına göre KGM'nün yol analizi yapıldığında en önemli tehditlerden biri olarak "petrol ve petrol ürünlerinin fiyatlarının artması ile yapım, bakım ve işletme masraflarının artması" belirlenmiş durumdadır. Nitekim, geçtiğimiz yıl düzenlenen 2. Karayolu Ulusal Kongresi sunumlarında, Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde kalan BSK'lı yolların bir performans değerlendirmesini yapıldığında KGM 'nin BSK'lı yol ağının sadece %25.4'lük bir bölümünde yolların iyi durumda olduğu tespit edilmiştir.,BSK yolların %23.6'lık bir bölümünde hemen iyileştirme çalışmalarına başlanması gerektiğini saptamışlardır . Dolayısıyla, fazlaca ağır taşıtın yola çıktığı ülkemizde böylesi saptamalar hiç de şaşırtıcı değildir.



Sonuç;

Yapımında asfalt sericiler ve silindirler gibi asfalt ekipmanları kullanılarak inşa edilebilen ve yukarıda kısaca özellikleri ile üstünlüklerinden bahsedilen SSB yollar ağır taşıtların yollara zarar vermesi sonucu ideal bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda verilen örneklerden de görüleceği üzere yurtdışında birçok ülkede ekonomik ve kalıcı bir çözüm olduğunu göstermiş ve gittikçe artan bir şekilde kullanılmaya başlanılmıştır. Dolayısıyla, SSB yollar gerek KGM 'nün yetki alanında bulunan ve özellikle ağır taşıt trafiği bulunan yollarda, ayrıca belediyelerin kontrolü alanındaki şehir içi yollarda ve il özel idareleri yetki alanında bulunan köy yollarında yapım yöntemlerindeki kolaylık, ekonomikliği ve kalıcılığı gözönünde bulundurulduğunda, önemli bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye nüfusunun 5/3 köylerde olduğu ve organize sanayilerin Büyükşehirlerde gelişmiş olduğu ülkemizde ,SSB yollar ekonomik ve dayanımlı olacağı hiç şüphesizdir. Türkiye Avrupa ülkelerine göre ağır taşıt sayısı yaklaşık dört kat fazladır. Bu sebepden dolayı çevre duyarlılığı, güvenli ve ekonomik olan SSB yollarının, önümüzdeki yıllarda tüm illerimizde de kullanılmasını göreceğimizi umut ediyorum...Teşekkürederim.

04.09.2014
Ahmet Özürün
İnşaat Mühendisi


Kaynaklar;

1.) Prof.Dr.İsmail Özgür YAMAN makalesi (ODTÜ öğretim görevlisi)
2.) THBB kongreleri,(2013-2014)
3.) Ege Üniversite Makaleleri,
4.) Pamukkale Üniversite makaleleri,
5.) Denizli Büyükşehir Belediyesi Fen işleri Daire Başkanlığı kaynakları,
6.) ASTM şartnameleri,
10
İnşaat Mühendisliği / YAPI ŞANTİYE ŞEFİ’NİN HUKUKİ G...
Son İleti Gönderen Ahmet Özürün - Ekm 29, 2016, 09:52 ös
YAPI ŞANTİYE ŞEFİ'NİN HUKUKİ GÖREVİ NEDİR ?
GERÇEK GÖREVİ NASIL OLMALI,YAPILARDA İŞ GÜVENLİK KİMLERİN SORUMLULUĞUNDA ÇÖZÜMLENMELİDİR

Geçen hafta içinde İstanbul/Mecidiyeköy'de elim bir iş kazası oldu. Daha Soma maden kazasının acısı dinmemişken bu kazada 10 işçimiz ölmüştür. Esenyurt'ta 2 yıl önce bir AVM inşaatında iş kazası sonucu 11 işçimiz hayatını kaybetmiştir. Türkiye'deki korkunç tabloya bakacak olursak; DİSK ve TÜİK verilerine göre; 12 yılda 13 bin 168 işçi hayatını kaybetti. Bu kazaların %40'ı inşaat sektöründe olmuştur. Görüldüğü gibi bir günde dört işçimiz ölmektedir. Türkiye, işçi ölümlerinde, El Salvador ve Cezayir'in ardından dünyada üçüncü, Avrupa'da birinci olmuştur.


Türkiye'de son yıllarda yaşanan işçi ölümlerinde şimdiye kadar firmaların üst düzey yetkilileri, inşaata ruhsat veren kurumlar, inşaatın denetiminden sorumlu ilgili bakanlık görevlileri ifadeye çağırılmadı. Bu asansör kazasında sadece asansör firmasından iki kişi gözaltına alındı. İfadeye çağrılmaları da sonucu değiştirmiyor. Yaşanan tüm iş cinayetlerinde çoğu kez takipsizlik kararı verilirken medya gündemine gelen büyük felaketlerde ise uzun süren yargılamalar yapılıyor fakat bu yargılamalar sonucu yine gerçek kusurlular ceza almadan davalar kapanıyor.


Peki inşaatlarda iş güvenliğinde kimler sorumludur, dediğimizde üç ayrı birim sorumlu olarak ortaya çıkıyor.

-6331 İş güvenliği ve sağlığı yasası olarak,Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait İş Güvenlik Uzmanları sorumludur.

-4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun; 1. maddesinde, kanunun amacının can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirten Yapı Denetim görevlileri sorumludur.

-3194 sayılı İmar kanuna göre ve 4708 Yapı denetim kanununa göre Şantiye şefleri sorumludur.

Şimdi Şantiye şefi birimini inceleyecek olursak, kimlerden oluşur ve hukuki görevleri nelerdir, dilerseniz göz atalım;



Şantiye Şefi Nedir;
İnşa faaliyetini müteahhit adına yürüten, personelin ya da taşeronların sevk ve idaresini sağlayan, iş güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını denetleyen, yapının fen ve tekniğe, ruhsat ve projesine uygun olarak inşa edilmesini sağlamakla yükümlü olan gerçek kişidir.(3194 resmi gazete 16.12.2010/27787)



Kimler Şantiye şefi olabilir;
(3194 resmi gazete 16.12.2010/27787-MADDE 10)
Şantiye şefinin, yapım işinin uzmanlık alanına uygun olmak üzere mimar, mühendis veya bunlara ilişkin teknik öğretmen veya tekniker olması şarttır.


Başka bir kanunda ise ;
Madde 3/1-i (4708 Yapı Denetim kanunu):
Şantiye şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis veya mimar diplomasına sahip teknik personeller olabilir.


TMMOB tarafından açılan davada; 16 Aralık 2010 tarih 27787 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları ile Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmeliğin" 1, 2, ve 5 (eksik düzenleme nedeniyle) 10. maddenin 1, 2, 5, 14 ve 15 fıkralarının ve 10. maddenin 12. fıkrasında geçen "binanın kullanım amacına uygun olarak "ibaresi ile mühendis veya mimar arasındaki "veya" ibaresinin iptaline, öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istemiyle dava açılmıştı. Danıştay 6. Daire, Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları ile Şantiye Şefleri ve Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmeliğin 10 maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya bunlara ilişkin teknik öğretmen veya tekniker" ibaresi, 14. fıkrasının tümü ile 15. fıkrasının "ve teknik öğretmen unvanlı teknik personelin" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına, dava konusu edilen diğer madde ve ibareler yönünden ise yürütmenin durdurulması isteminin reddine oybirliği ile karar verdi.


Danıştay kararı sonucu ,yeni çıkan yönetmelik İnşaat Teknikerlerine ve Teknik öğretmenlere bu haliyle Şantiye şefliği yetkisi vermemektedir.



Şantiye Şefinin görevleri nelerdir;
Madde 9/3 : Şantiye şefi; yapıyı ilgili mevzuat hükümlerine, ruhsata ve eki projelere, denetçi mimar ve mühendis ile kontrol ve yardımcı kontrol elemanlarının talimatlarına uygun olarak inşa ettirmek, yapı denetimi sırasında bizzat hazır bulunarak, denetimin uygun şartlar altında yapılmasını sağlamak, ek-10'da gösterilen form-8'e uygun yapı denetleme defterini şantiyede muhafaza etmek, bu defterin ilgili bölümünü ve yapı denetim kuruluşunca düzenlenen diğer tutanak ile belgeleri imzalamakla yükümlüdür.

Madde 9/5 : Yapı müteahhidi ve onu temsilen görevlendirilen şantiye şefi, yapım işlerindekikusurlardan dolayı müteselsilen sorumludur.(Türk Ceza Kanunu madde 85-89)


Madde 10/6 : Şantiye şefi, yapı müteahhidi adına, yapım işinin ruhsata ve ruhsat eki etüt ve projelere uygun olarak gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan inşaat ve iş organizasyonunu sağlamak, mevzuatın öngördüğü her türlü tedbiri almak, uygulamak ve uygulatmakla sorumludur.


Madde 28/8 : Yapı müteahhidi ve Şantiye şefi; Yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir. Yapı müteahhidi ve şantiye şefi, ilgili fenni mesullerin denetimi olmaksızın inşaat ve tesisatlarına ilişkin yapım işlerini sürdüremez, inşaat ve tesisat işlerinde yetki belgesi olmayan usta çalıştıramaz.


Madde 10/8-; Şantiye şefi görev aldığı yapım işinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemin aldırılması yetkisine sahiptir. Bu yetkinin yapı müteahhidi tarafından kullandırılmaması halinde şantiye şefi sorumlu tutulamaz.


Madde 10/9- Şantiye şefi görev aldığı yapım işinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve kusurları, öneri ve önlemleri belirlemek, yapı müteahhidine rapor etmek ve şantiyede görev alan ilgili kişilere bildirmekle yükümlüdür. Raporda yer alan hususların yerine getirilmemesinden yapı müteahhidi sorumludur.


Şantiye şefi, görev yaptığı ilin sınırları dışında başka bir ilde görev üstlenemez ve bu Yönetmelikte belirtilen toplam m2 sınırları aşılmamak kaydıyla aynı anda en fazla beş ayrı yapım işinin şantiye şefliğini üstlenebilir.
Şantiye şefi görev aldığı yapım işine dair yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesini imzalamakla yükümlüdür.
Mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üslenebileceği işlerin toplamı 30.000m2 yi geçemez. Ancak yapım işinin tek ruhsata bağlı veya toplu yapı niteliğinde olması halinde 30.000m2 yi geçmeme şartı aranmaz. Şantiye şefi beş adet yapı ruhsatlı şantiye şefi olabilir.

Mühendis, mimar ve teknik öğretmen unvanlı teknik personelin şantiye şefi olarak görev yaptığı 4857 sayılı İş Kanununun 81 inci maddesi kapsamında yer alan inşaat ve tesisat işlerinde, şantiye şeflerinin iş güvenliği uzmanlığı belgesine haiz olması zorunludur.
Sürekli çıkan yasalarla, bu başarısız iş kazaları tablosunu sorguladığımızda nasıl önlem alırız.

Yasada belirtilidiği gibi şantiye şefi görevini mühendis tanımıyla elektrik mühendisleri ve makine mühendisleri görev almaya başlamışlardır.. Bir Konut yapısını pürsantajlarına bakacak olursak yaklaşık; %45 kaba imalat,%29 ince imalat,%20 mekanik + elektrik ve %6 çevre düzenleme, olursa şantiye şefi gibi kritik bir görevde kimlerin olması gerekir? Şimdi bu soruya cevap verelim.

Bir elektrik mühendisi olan şantiye şefi, şöyle bir olayla karşılaştığında ne yapar..?60 cm kalınlığında bir blok perdesi betonuna kalıp yapılması gerekiyor. Malzemesi ahşapsa, Perde mertek ve mahya hesaplarını nasıl yapar ???Ya da kalfasına dönüp bildiğini yap mı demelidir.???Ya da döşeme taşıyan iş iskelesi flambaj-burulma-narinlik hesaplarını nasıl çözümler? Vs.vs. Bu gibi örnekleri sayısal olarak çoğaltabiliriz.?


Peki ne yapmalı;
Kesinlikle Şantiye şefleri derecelendirilmelidir. Tıpkı İSG uzmanları gibi A-B-C gibi yapı gruplarına göre Şantiye şefleri gibi rütbeleri olmalıdır.. Bu görev tanımı yapılırken mutlak suretle SGK çalışma yapılarına, yıl kıdemi dikkate alınarak ve yapının cinsine göre olmalıdır. Böylece yeni mezun bir mühendisin 200.000 m2 AVM inşasına Şantiye şefi görevi verilmemelidir.. Şantiye şefi sınavları asla olmamalıdır. Mutlak suretle Şantiye şef yardımcı pozisyonu açılmalıdır, Şantiye şef yardımcıları yapının durumuna göre(m2 ve yapı önem katsayısına dikkate alınması)birkaç adetten fazla olmalıdır. Şantiye şef yardımcısı pozisyonlarını (Şantiye şefi ile aynı branşlı mühendislerin olmamasına özen gösterilmelidir.) branşını Baş şantiye şefi seçmelidir. Şantiye şefi gibi önemli olan birim dalı pürsantajı kimin yüksekse o branştaki mühendis Baş Şantiye şefi olmalıdır.

Son günlerde sürekli karşılaştığımız naylon imza Şantiye Şefi, naylon İSG uzmanı, naylon doktor ve hatta naylon yapı denetimle karşı karşıya kalınmaktadır. Maalesef bu gerçeği kabul edip çözüm yollarını araştırmalıyız. Düşünebiliyormusunuz? Bir cerrah en küçük apandist ameliyatını başka birine yaptırırmı? Bu üzücü tabloyu pekala Yerel yönetimlerle , Sivil toplumlarla hatta Kaymakamlıklarla beraber havuz sistemi kurularak çözülebilir.. ERP programıyla denetim altına alınmalıdır... Her şantiye şefinin mutlak suretle barkod numarası(ruhsatla barkod numarası ile özdeşleşmeli) ile parmak okuyucuları hatta GPRS gibi teknolojilerle denetim altında bulundurulmalıdır....Bu tasarrufların tamamı maliyet yapının %0,01 geçmez. Burda en önemli husus havuz sistemi uygulayarak yakındaki bölge inşaatlarını( 5 yapı ruhsatı) tek bir Şantiye şefine verilmesidir. İstanbul gibi büyük şehirde yaşayan bir şantiye şefi Beylikdüzün'de ikemetgahı varsa aynı anda Kartal ilçesi ve Beylikdüzü ilçelerinde şantiye şefi yapmamalıdır. Şantiye şefi mutlak suretle ikemetgahı ilçe içinde görev verilmelidir. Hatta yarıçapı 2 km. sınırlarla Şantiye şeflerine bölgelendirmeldir. Bu çizilen sınırlı bölge dışında ki yapılar aynı şantiye şeflerine görev verilmemelidir.




Havuz komisyonu ;Şantiye şefinin aylık çalışma puantajı çıkartarak, hakedişini yapdıktan sonra ücretlerini hesablarına Eft yapacaktır... Böylece tüm ödemelerde yasal zincir izlemiş ve kayıt altına alınmış olacaktır.Bu sistem öncelikle pilot bölgeler seçilerek uygulanmalıdır. Zamanla diğer illerdede uygulanmaya başlanılması, hatta diğer branşlardaki meslek gruplarınada geçilmesi fayda görülmektedir.



İş kazalarının nasıl önlenir ve ne gibi tedbirler alınmalıdır.;

En önemli sorun olan naylon meslek gruplarını bu çalışma şekliyle çözüm ulaştığında , Şantiye şefi ve İSG uzmanları tamamen özgüvenleri ile hareket edeceklerdir.. Bu yaptırımlar yakın zamanda meyvesini verecektir. Artık parasını kontrol altında havuza ödeyen işverenler;şantiye şefi ve iş güvenlik uzmanı ile organik bağlantısı kesilecektir. Böylece Şantiye şefi ve İş güvenlik Uzmanı daha cesur adımlar atacaktır. İşveren şantiye şef ücretlerini yapının durumuna göre havuza sistemli şekilde ödeyecektir. Fakat en önemli karmaşa haline gelen İş güvenlik ve sağlık olaylarını tamamen İSG uzmanlarına bırakılmalıdır. Çünkü gerçek yasal sorumluluk onlarındır. Bu konu Şantiye şefi ve Yapı denetimin görev yetkilerinden çıkartılmalıdır. Hesap sorulacaksa tek birim olmalıdır. Çünkü Şantiye şefi'nin görevi üretmektir.. Üretimin başıdır. Üretimin sağlıklı olması Kalite kontrolden geçer. Üretimin güvenli olması iş güvenlikden geçer. Şimdi bir futbolcuya bir maçta hem defans hem forvet görevini beraber verebilirmisiniz.? Asla olmaz. İnsan biyolijisine ve fiziğine aykırıdır. Bir insan sağlıklı olarak ancak bir işi en iyi yapabilir. Üreten bir insanı başka bir iş görev alanına vermemelisiniz..



..Diğer bir hususa gelecek olursak, Yapı ruhsatlarında İSG uzmanının sutün ,satır yada imzası hiçbir şekilde yoktur.. Çünkü 6331 iş güvenlik yasası Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait olup ,yapı ruhsatı ise Çevre Şehircilik Bakanlığına aittir.. Bu iki bakanlık maalesef yapılarda iş güvenliği için ortak bir masada sorunlarını tartışamıyor ve çözüm bulamıyor. Bir adli olay olduğunda suçu herkes birbirine atıyor. Yerel yönetimler harç almaktan başka bir görevi yokmuş gibi hareket ediyor. Üstelik gelişen teknolojiyle yapılar yatay halden hızla yüksek dikey vaziyette geçmektedir.Bu da iş kazası riskini çoğaltmaktadır. Artık bu iş kazaları toplumsal bir sorun olarak Türkiye'nin gündemine gelmektedir. Kesinlikle ilçeler bazında iş güvenliği komisyonu kurulmalıdır. Bu komisyon ayda en az
bir toplantı yaparak sorunları tartışmalıdırlar. Bu toplantıya ve komisyona ev sahipliğini kaymakamlıklar yapmalıdır. Toplantı tutanaklarınıda Web sayfalarından yayınlamalıdırlar. Tartışmaya açık olmalıdırlar.

Yazımı Albert Camus'un güzel sözüyle bitirecek olursak;Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız,o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.

Teşekkürederim.




Ahmet Özürün
İnşaat Mühendisi
10.09.2014

KAYNAKLAR;
1.)6331 İş güvenlik ve sağlığı kanunu,
2.)3194 İmar kanunu,
3.)4708 yapı denetim kanunu,
4.)Avukat Taner Savaş ,

Not; Bu makale ;İBB İmar müdürlüğüne, Çalışma sosyal güvenlik Bakanlığına, Çevre Şehircilik Bakanlığına, TMMOB, İnşaat işçiler sendikasına elektronik postayla gönderilmiştir.
Sayfa1 2 3